Bundan kırk yıl önce adımı koymuşlar. Başganımla aynı -Ayça. Çapkın, fırlama amcam böyle olmasını istemiş. Kim bilir hangi aşk acısının hatırasıyım. Bana baktıkça onu terk edip giden zalımın kızını mı hatırlıyor…

Şey gibi, kocamı bir uçak kazasında kaybetmişim. Bunu kabul edemiyorum, ama kabul etmem lazım gibi.   Ya da   Doktorla konuşuyorum, durumu iyi değil diyor. Ayakları tutmuyor, kolları tutmuyor. Seni göremez…

Nerden başlasam, nasıl anlatsam. Birlikte ne güzel anılar paylaştık. Bundan üç sene önce, seninle ilk tanıştığımda öyle çaresiz ve mutsuzdum ki. Yemeden, içmeden kesilmiş 54 kiloya düşmüştüm. O kısım iyiydi aslında.…

Orta okulda sınıfın en arka sırasında otururdum. Yok haylaz olduğum için değil cüssemden dolayı. Ben değil öğretmenler oturturdu. Sanki önde film oynuyorda arka sıradakilerin görüşünü engellemeyeyim diye “hadi çocum sen şöyle…

Tabağındakilerin hepsi bitecek diyorum, özellikle yarısını bırakıyor. Bak oraya tırmanma düşersin diyorum, tırmanıp sinsi sinsi gözlerimin içine bakıyor. Balkona çıkacaksan terliklerini giy diyorum, yağmur botlarını giyiyor. Çorba yaptım diyorum, istemem diyor.…