Şadınfroyde dostlar! Şadınfroyde! Sizleri böyle selamlamak istedim çünkü kelimenin aslı Schadenfreude olsa da Şadınfroyde’nin tadını vermiyor, veremiyor. Bunun sebebi de bu kelimenin tarif ettiği davranışbiçiminin bir Hans’tan çok bir Serkan’a, bir Tolga’ya yakışması.
Artık ülkemizde de yeterince tanındığını düşündüğüm bu kelimenin anlamı “başkasının gördüğü zarardan duyulan sevinç, memnuniyet” olarak özetlenebilir. Belki de hergün başımıza gelen, maruz kaldığımız ya da maruz bıraktığımız bir duygu durumu.
– Bu ay size ne kadar doğalgaz faturası geldi?
– Bu ay çok verdik abi. 460 geldi.
– OOOOHHAAAA (yüksek sesle gülerek) naptınız oğlum siz?
– Biz hiç söndürmedik abi.
– Ee biz de söndürmedik. (sırıtmaya devam ederek)
– Yalnız bizim ev çok sıcak oldu, hiç üşümedik.
– O da bişey mi! Biz donla atletle gezdik 120 geldi. (gülümsemeler yüzden eksilmeden)
– ……..
Bu adam neden bu kadar sevindi şimdi? Tam olarak neyin peşinde? 460 lira fatura gelenin kendisinden özür dilemesini filan mı istiyor? Zaten adama giren girmiş senin bu coşkun niye? Ben söyleyeyim; “Oh bize gelmedi, onlara geldi bu kadar fatura, ohhh ohh bize gelmedi”nin sevinci bu. Normalde içten içe sevinmesi lazım ama onu bile adamın yüzüne karşı, ayı gibi yapıyor. Yanlış birşeyi bile doğru yapamıyor yani.
Bunun en efsane örneklerinden biri de geçen haftalarda Oscar ödül töreninde en iyi film ödülünü kazanan filmin yanlış anons edilmesiyle yaşandı malumunuz. Bütün dünyanın aynı anda Şadınfroyde’ye doyduğu olay olarak da tarihe geçti. Sonrasında sosyal medya; “skandal”, “rezalet”, “bi haltı beceremediniz”, “zaten bu Amerikalılar iki bufaloyu güdemezler” temalı yazılarla dolup taştı. Yıllardır yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız, en rezil örneklerini sunduğumuz organizasyon facialarımızı bir anda akladık. Süper oldu. Çok da iyi oldu.
Demek ki bizim Altın Kelebeklerin, Kral TV Video Müzik Ödüllerinin, Miss Turkeylerin hiç kabahati yokmuş! Bu nasıl mantıktır arkadaş! İnsan biraz utanır ya 🙂 Bu düşünce sisteminde yukardakinin seviyesini yakalamak için çalışmak yerine o aşağıya indiğinde mutlu olmak hatta onu aşağıya çekerek kendi pozisyonunu normalleştirmeye çalışmak var. Sınıfın çalışkanlarının düşük not almasını isteyen tembel gibiyiz. Ama atladığımız birşey var; bu sistemde çan eğrisi uygulanmıyor. Elalemin mertebesinden eksilen bizimkine eklenmiyor ne yazık ki. O eksildiğiyle kalıyor. Biz mi? Biz yine sınıfın en arkasında montlara yaslanıp uyuyoruz.
Şahsen ben bu “rezalet” denen Oscar ödül töreninde bir organizasyon hatası olduğunu düşünmüyorum. Sunumlar, zamanlama, VTR’ler, orkestra, ışık, dekor her zamanki gibi mükemmeldi, kusursuzdu. Hatta o kadar muhteşemdi ki zarflar karışıp ödül yanlış filme verildiğinde bile giren müzik, yapılan anons, reji faaliyetleri herşey olması gerektiği gibiydi. Ödülü yanlışlıkla alanlar, kulaklıklı adamlar sahneye çıkana kadar bir hata olduğunu anlayamadı. O kadar profesyoneldi yani. “Madem herşey bu kadar süperdi de bu kadar skandal neden oldu peki y.rrrrağım!” dediğinizi duyar gibiyim. Size yakıştıramadım. Onun da cevabı İNSAN.
Orada bulunma sebebi doğru zarfı sahibine iletmek olan görevli işi gücü bırakmış, twitter’da arkadaşlarına hava atmak için elinde telefon şakır şakır Emma Stone’un fotoğraflarını internete yetiştiriyor. Sosyal medyada biraz daha popüler olmak (günün sonunda bunu başardığını düşünüyorum), insanlar tarafından onaylanmak, sevilmek , belki hoşlandığı kızı bu sayede etkilemek için…olamaz mı? olabilir. İnsan zaafları her yerde aynı dostlar. Bu hatayı yapan görevlinin, arkadaşlarına whats aap’ta laf yetiştirmeye çalışırken amirine yanlış evrak gönderen ofis çalışanından ne farkı var? Hatta ikisinin de yakaları beyaz. Sadece birinde fazladan smokin var.
EEEYYYYY AMERİKA!
Siz değil misiniz insanları bu sanal dünyanın esiri edip, toplumda kabul görme ihtiyaçlarını buradan karşılatan. Ne yese, nereye gitse, kimi görse paylaşma zorunluluğunu hissettiren. En sevdiği grubun konserine gidip çektiği videoların kadrajını ayarlamaya çalışmaktan bütün konseri telefon ekranından izlettiren. Kendi sesi videoda çıkmasın diye şarkılara eşlik ettirtmeyen. Oh olsun size! Kendi kurduğunuz sistemde boğulursunuz böyle! Bu tip durumlar için Almanların Schadenfreude‘si varsa bizim de aslanlar gibi “bugün yediğin hurmalar yarın g.tünü tırmalar”ımız var Allaha çok şükür.
Saygılar.
Anıl Çağatay