Bir müddet içmeyip etrafımdakileri izleyeyim dedim. Çok fazla ayık gezmeyi sevmediğimden olayları öte taraftan görme şansım pek olmuyordu. Hiç anlam veremiyorum bira içmek varken dizi izleyip çay, kahve yanına çekirdek, kek, dolma olaylarını. İçsenize olum? Lıkır lıkır iç şöyle, omuzların insin, salak bi tebessüm olsun yüzünde, herkese bol keseden tutmayacağın sözler ver, her olayda fikir beyan et, sarılıp öperek rahatsız et yanındakileri. Bira göbek yapıyorsa çayda kandaki demiri emiyor n’aber?

Dur dedim hep sana gülüyorlar zoi, içme biraz da sen onlarla gül eğlen.

Arkadaşın balık restoranına gittik. 5-6 kişiyiz. Herkesin keyifler gıcır, mezeler, rakılar, sohbet. Ben elimde limonlu soda bunları izliyorum. Hızlı da içiyor namıssızlar. Üçüncü dublede kimin ne anlattığı anlaşılmaz hale geldi. Herkes aynı anda kendi anlattığını dinleyip gülüyor. Ulan çok acayip bi ortam. Dördüncüde efkar bastı bunları. Hafiften şarkı mırıldanmalar falan. Beşinci de Ankara’nın göbeğinde olmamıza rağmen ‘biz Heybeli’de her gece’ diye hep bir ağızdan çığırmaya başladılar. Aynı hızla giden diğer masalar da bunlara katıldı, tanıdık tanımadık herkes el ele, kol kola sanat müziği icra ediyor.

Sesler berbat, gözler kaymış, arada Heybeli’de mehtaba çıkamadığı için mi nedir göz yaşı dökenler var. Bir baktım masada yalnız kalmışım. Limonlu soda içip yan masaya kons yapacak kafaya ulaşılmıyor haliyle. Bizimkilerin biri felekten bir gece çalalım diyen 60 yaşındaki konkenci teyzelerin masasına oturmuş, onlara cep telefonundan oğlunun resimlerini gösteriyor, diğeri başka masada futboldan bahsedeceği abilerini bulmuş fenere sövüyor, diğeri elinde içkisi kapıda -tanımadığı- yeni gelen müşterileri oo çıstak çıstak erhan beyler de burdaymış diye selamlıyor, bir diğeri yediği semizotu salatasını çok beğenmiş aşçıyı kucaklamış öpüyor.

Acayip komikler olum.

Yine bir sefer İzmir’de annemlerdeyiz. Bizim bey, abim, kuzenler var. Ben yine pusuda bunların sarhoş olup yamulmasını bekliyorum. Her zamanki gibi ilk annem o şen kahkahası ile sinyali çaktı. Televizyonda Tarkan-Cuppa’yı söylüyor, annem eline saz almış, sazla cuppaya eşlik ed-em-iyor. Kuzen birden o gür sesiyle İzmir’in dağlarında çiçekler açar diye coşmaya başladı, ortada çocuklar kovalamaca oynuyor, abimin içince ‘haydin kalkın gidiyoruz’ tribi vardır, o da sizi hafta sonu mykanos’a götürüyorum, biletleri aldım diye öyle havaya fikir ateşliyor, sanki gidecekmişiz gibi annem atlıyor ‘mykanos istemem new york’a gidelim’ diyor. O da olmuyor, bir türlü o gitmeyeceğimiz yere karar veremiyorlar. Gugıldan ülkelere bakılıyor, bilet fiyatlarına, hatta uçakta yer var mı?lara kadar ciddiyetini koruyor mevzu.

Kahve yapıp götürüyorum hararetlerini alsın, hem de artık ayılma faslı, hevesleri tükensin diye. İşe yarıyor, kahveden iki yudum alan bitiremeden oturduğu yerde sızıyor. Benim ki de çok çakallık ya. Kapatıyoruz beyler diye masaya hesabı getiren garson gibi adamların rakısı bitmeden kahveye geçiyorum. Eskiden diskolarda, barlarda kapanmaya yakın ışıklar yanar sönerdi, anlardın. Hah tam da öyle.

Velhasıl komikmiş öte taraf. Belgesel tadında yaşamak istersen eğlenceli. Ama bunu üstüne giydirmeye çalışırlarsa sıkar. Olaylar içmeyen arkadaşı şoför olarak kullanma noktasına geldiği an, masaya oturur oturmaz  ‘bana ordan duble bi yeni rakı ver bilader’ diye tekrar sahalara dönmek ve;

– Karıcım sen hani içmiyordun, arabayla geldik ya?

– Anam ben yan koltukta geldim yea, sen düşüncen orasını!

diye topu filelerle buluşturmak lazım.

Bir de şu alkol kullanmıyorum, alkol alır mıydınız? kalıplarına çok takılıyorum. Sokak dilinde “sünger gibi içki içerim, fitil gibi sarhoş olup dağıtırım” cümlesinin cemiyet hayatında kullanım şekli “alkol kullanıyorum fakat fazla kaçırınca miğdeme dokunuyor”

Alkol kullanmak nedir ya? Hangi model, kaç beygir alkol kullanıyorsunuz mesela? Alkol alır mıydınız? Evet almakla kalmayıp içmekte isterim, gibi. Arkadaşlar “içki içmek” ayıp birşey değil. Cümle içerisinde kullanabilirsiniz. Kıvırtmayın.

Ben içki içen, içmeyi seven insanları pek severim.

Şerefine karavan ailesi 🙂