2 Ekim Pazartesi günü başarılı müzisyen Tom Petty‘nin ölüm haberini aldık. 66 yaşındaki sanatçının sürpriz vefatı hayranlarını şoka uğrattı. Arkasında çalan grubuna The Heartbreakers ismini taşırken, kendisinin erken yaştaki vedası esas kalpleri kıran gelişme oldu. Bilinen bir rahatsızlığı da yoktu. Fakat Los Angeles’ın Malibu şehrindeki evinde sabah saatlerinde kalbi durmuş şekilde bulundu ve bilinci kapalı haldeyken kaldırıldığı UCLA Tıp Merkezi’nde hayatını kaybetti. Şimdi kendisinin kariyerini inceleyerek onu uğurlayalım diyorum.

Thomas Early Petty 20 Ekim 1950’de Florida’da Earl ve Kitty Petty çiftinin iki oğlundan büyüğü olarak dünyaya gelmişti. Küçük yaşta Elvis Presley‘e duyduğu hayranlık onun müziğe ilgi duymasına neden olmuş, The Beatles ve The Ed Sullivan Show konserlerini izledikten sonra da aklında müzisyen olmaktan başka hayal kalmamıştı. İlk gitar hocası Eagles grubunun üyelerinden Don Felder iken, Tom Petty‘nin müzikle ilgilenmekten dolayı okulla asla arası iyi olmamıştı. Bu yüzden ailesinde babasıyla anlaşamamış çünkü babası oğlunun müziğe meraklı olmasını pek kabullenememişti. Aile ilişkilerinde annesi ve küçük kardeşi Bruce ile daha fazla yakınlık kurmuştu.

Kendisi ilk olarak 17 yaşında Mudcrutch isimli gruba dahil oldu. Bu grupta ileride kuracağı The Heartbreakers grubunda yer alacak Mike Campbell ve Benmont Tench de yer alıyordu. Grup Florida’da lokal olarak bir popülarite yakaladıysa bile, ulusal ve uluslarası anlamda kayıtlarıyla seslerini pek duyuramamıştı. Kısa sürede dağılmalarının ardından Benmont Tench tekrardan bir grup kurmak adına Tom Petty ve Mike Campbell‘ı çağırmış, onların yanına basçı Ron Blair ile davulcu Stan Lynch‘i ekleyerek The Heartbreakers‘ı kurmuştu. Ancak Tom Petty‘nin bestelerdeki ağırlığı ve grubun solisti olması nedeniyle, Tom Petty ve The Heartbreakers olarak ticari hayatları başladı. Aslında bu durum Benmont Tench‘in alçak gönüllüğünü gösteriyordu. Zira kendi kurduğu grupta arkadaşının bu kadar ön plana çıkmasından rahatsız olmaması dikkat çekiciydi. İlerleyen zamanda grup içerisinde Tom Petty’nin ardından en çok sivrilen isim de Mike Campbell oldu.

Tom Petty and The Heartbreakers ilk albümlerini 1976 yılında kendi isimleriyle çıkardılar. 2014 yılına kadar grup toplamda 14 tane stüdyo albümü kaydetti. Bunlardan sonuncusu 2014’te çıkan Hyptonic Eye‘dı. Tom Petty ve grubun ilk iki albümü, aslında şöhrete kavuşmalarını sağlamıştı. Ama kariyerleri açısından esas patlamayı 3.stüdyo albümleri olan ve 1979 yılında piyasaya çıkan Damn The Torpedoes ile gerçekleşti. Tom Petty‘nin ilk 3 albümde ve kariyerinin devamında görülen vokal tarzı, genel anlamda şarkıların verse kısımlarını konuşmaya yakın tarzda, nakarat kısımlarınıysa daha melodik söylemesiydi. Hatta verse kısımlarındaki vokal tarzını Lou Reed‘e benzetilebilir. Ayrıca Tom Petty kariyerinin devamında, yaşı ilerlemesin rağmen sesini koruyarak, vokalinin yaşlanmamasını da sağladı. Her ne kadar çok teknik bir vokal sahibi olmasa bile, bugüne kadar rock dünyasındaki yıldızların çoğunun seslerinin yaşlandığı göze çarpmaktadır.

1981’deyse Tom Petty and The Heartbreakers‘ın dördüncü stüdyo albümü Hard Promises piyasaya çıktı. Albüme Fleetwood Mac‘in solisti Stevie Nicks‘in katkı yapması, onların müzik dünyasında ne kadar çok saygı uyandırdığının gösteriyordu. 1982 yılındaysa basçı Ron Blair gruptan ayrılarak, yerini Howie Epstein‘a bıraktı. Aynı yıl çıkan Long After Dark albümünde Howie Epstein vokallere katkı yapmaya başlamış ve bu katkı grubun vokalleriyle sonradan özdeşlemeye başladı. Bu noktaya kadar Tom Petty‘nin mesai arkadaşlarıyla sorun yaşamamakta ve uyum içerisinde ilerlediğini de söyleyebiliriz. Sadece Ron Blair çok geri planda kalmaya dayanamamış ve The Heartbreakers‘tan ayrılmıştı. Onun dışında herkes birbirlerinden memnundu.

1985’te çıkan Southern Accents albümünün kayıtlarındaysa işler değişmeye başladı. Çünkü Tom Petty, gruptakilerle albümün vizyonu hakkında ciddi şekilde tartışmalara girdi. Eurythmics‘in gitaristi ve bestecisi Dave Stewart‘ın da bestelere katkısı olan bu albüm, orijinalinde konsept albüm olarak planlanıyordu. Ancak tartışmaların sonucunda 5 değerli şarkı, kayıtlardan çıkarıldı. Tom Petty arkadaşlarına sinirlenip stüdyoda duvara yumruk atarak sol elini kıracak kadar şiddetli tartışmalara girmişti. Durum böyle olunca, kendisinin o güne kadar en memnuniyetsizlik duyduğu Tom Petty ve The Heartbreakers albümü çıkmış oldu. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken, Tom Petty‘nin diktatörlük içerisinde olmadığıydı. Çünkü bestelerin ağırlığı kendisine ait olsa bile, ona eşlik eden The Heartbreakers üyelerinin ciddi anlamda söz hakkına sahip olduğu buradan anlaşılıyordu. Bu albümün devamındaysa grupta bir çatırdama olmadı, fakat Mike Campbell 1987’de çıkan Let Me Up(I’ve Had Enough) albümünün kayıtlarında bestelere daha fazla katkı yapmaya başladı. Bob Dylan‘ın bu albümdeki Jammin’Me şarkısına bestelenmesine yardımcı olmuştu. Ayrıca bu katkı Bob Dylan ile Tom Petty‘nin yakın arkadaşa dönüşmelerini sağladı. Tahminimce grup içerisinde söz hakkının biraz azalmış olması yüzünden, Tom Petty 1989’da ilk solo albümünü çıkarmaya yöneldi. Roy Orbinson, George Harrison ve Electric Light Orchestra‘dan Jeff Lynne‘nın yardımları bu kayıda dokunurken, Mike Campbell yine gelip Tom Petty‘e katkı yapmıştı. Albümün açılış ve bu yazının başlığında atıfta bulunduğum Free Fallin’ şarkısı, Tom Petty‘nin solo kariyerinin en başarılı parçası oldu. Üstelik ticari açıdan da çok başarılı olan albüm, medya tarafından Damn The Torpedoes ile eş değer olarak gösterildiği bile oldu. Bu albümün başarısı sonrasında, hayranların tahmini Tom Petty‘nin artık The Heartbreakers ile tekrar bir araya gelmeyeceği şeklindeydi. Fakat Jeff Lynne‘nin katkısını yanına alarak, Tom Petty grubuyla birleşip 1991 yılında Into The Great Wide Open albümünü çıkardı. İlk iki albüme benzetilen bu çalışma, Learning To Fly şarkısı haricinde fazla bir övgü almamıştı.

1993 yılına gelindiğinde Tom Petty‘nin grupla 8, solo olarak 1 albümü bulunmaktaydı. Kariyerinin 15 yılını özetleyen The Greatest Hits‘i derlemeye karar verdi. The Heartbreakers üyeleri Free Fallin’ şarkısının da, best of albümünde yer almasına izin verdiler. Tom Petty‘i o zamana kadar takip etmemişlerin, tek çırpıda kendisinin müzik kariyerini yakalayabilmeleri için önemli bir şanstı bu albüm. İçerisine tek yeni şarkı olarak Mary Jane’s Last Dance koyulmuştu. Bana göre kendisinin ve grubun en iyi şarkılarından biriydi bu şarkı. The Greatest Hits sonrasında Tom Petty tekrar solo albüm çıkarmaya odaklandı, ancak arkasında çalanlar davulcu Stan Lynch haricinde The Heartbreakers‘tandı. Sanırım bu sefer tartışmalara girmemek için bu albümü (Wildflowers) sadece kendi ismiyle çıkarmak istemişti. Böylece son söz hakkı kendisinde olacaktı. Ayrıca albüm son derece de başarılı oldu. Bugün bile Rolling Stone dergisi tarafından bu albüm 90’ların en iyi albümleri arasında gösterilmekte. 1996’daysa Tom Petty kendisinden pek fazla beklenmeyecek bir işe girişti ve The Heartbreakers ile beraber She’s The One filmine soundtrack albümü kaydetti. Müzikler filme olumlu katkı yapmış olsalar bile, Tom Petty and The Heartbreakers açısından başarılı bir çalışma sayılmazdı. 1999’da Tom Petty and The Heartbreakers, Echo isimli albümü çıkardı. Başarılı eleştiriler aldıysa bile, albümün turnesinde fazla şarkı çalmamaları üyelerin pek de albümü içine sindiremediklerini gösteriyordu. 2002 yılındaysa The Last Dj albümü Tom Petty and The Heartbreakers‘tan geldi. Albüme ismini veren şarkı büyük başarı elde ederken, 1996’da eroin bağımlığından ölen Howie Epstein‘in yerine grubun orijinal basçısı Ron Blair geri dönmüştü. 2006 yılındaysa Tom Petty son solo albümü olan Highway Companion‘ı çıkardı. Her solo albümünde olduğu gibi Jeff Lynne yine yanındaydı. Albüm olumlu eleştiriler aldı, ancak bana göre önceki solo albümleri kadar iyi değildi.  2010 senesinde, Tom Petty 8 yıl aradan sonra The Heartbreakers ile ilk stüdyo albümünü kaydetti. Mojo isimli albüm önemli bir hit şarkı barındırmamasına rağmen olumlu eleştiriler aldı. Gerçekten de bütünsel anlamda çok sağlam bir çalışmaydı. 2014 yılında Tom Petty and The Heartbreakers‘ın son stüdyo albümü Hyptonic Eye geldi. Mojo albümüyle benzer eleştiriler aldı. Aslında Tom Petty and The Heartbreakers 2000 yıllardan itibaren yaptıkları albümlerde büyük hit şarkılara odaklanmak yerine, albümlerin genelinde standart bir kaliteyi yakalamaya çalıştığı görülmekteydi. Müzisyenin ani vefatı nedeniyle de Tom Petty and The Heartbreakers için son albüm umudu, solistin hayatını kaybetmeden önce rafa kaldırdıkları çalışmaların varlığını ümit etmek.

The Heartbreakers ve solo albümleri haricinde de Tom Petty, Jeff Lynne‘nin biraz da eğlencesine kurduğu Traveling Wilburys grubunda da yer almıştı. Traveling Wilburys Vol. 1 (1988) ve Traveling Wilburys Vol. 2 (1990) diye grubun iki albümü çıktı. Ayrıca The Heartbreakers kurulmadan önce müzik kariyerine başladığı Mudcrutch‘ı 2008’de Tom Petty toplayarak, zamanında kaydedemedikleri şarkıları 2 haftada kaydederek grubun kendi ismiyle albüm çıkarmasını sağlamıştı. Aynı şekilde 2 isimli ikinci stüdyo albümü de gruptan 2016’da geldi. Bu kayıt da Tom Petty‘nin son stüdyo albümü olmuş oldu. Mudcrutch albümleri aslında biraz butik kalıp, esasında koyu Tom Petty hayranlarının ilgisini çekmişti.

Albümlerine genel olarak baktıktan sonra, hit şarkılarıyla meşhur müzisyenin öne çıkan şarkılarını da bir sıralamak gerekli. Ölümünün ardından Rolling Stone dergisi Tom Petty‘nin en iyi 50 şarkısı diye bir liste yayınladı. Ben listemi 20 şarkıdan ve kronolojik şekilde oluşturacağım. Tom Petty‘nin bana göre en iyi şarkıları; Breakdown, RefugeeDon’t Do Me Like That, Here Come My Girl, The Waiting, A Woman In Love (It’s Not Me), You Got Lucky, Rebels, Jammin’ Me, Free Fallin’I Won’t Back DownLearning To FlyMary Jane’s Last Dance, You Wreck MeCounting On You, The Last Dj, Good EnoughFirst Flash of Freedom, Something Good Coming ve Shadow People diye saymaktayım. Bu şarkıların albümlere dağılımına baktığım zaman, kişisel zevkime göre en çok hoşuma giden Tom Petty albümlerinin Damn The Torpedoes (1979) ve Mojo (2010) olduklarını görüyorum, çünkü en fazla o iki albümden şarkı seçmişim. Yani benim zevkime göre Damn The Torpedoes grubun gençlik yıllarının en iyi albümüyken, Mojo topluluğun olgunluk yıllarının yıldızı.

Tom Petty‘nin özel hayatı da çok çalkantılı aşk hikayelerine sahip olmamıştır. 1974’te Jane Benyo ile evlenmiş ve 1996’da ayrılmışlardı. Hatta 1999’daki Echo albümü, sancılı ayrılık sürecinden ilham alan şarkılara sahipti. Çiftin iki tane kızları oldu. Kızlardan biri babası yoğun bakımdayken babasının ölüm haberinin verilmesine isyan etti, ama müzisyenin ölümü sonrasında bu isyanın bir önemi kalmadı. Tom Petty en son 2001 yılında evlendiği Dana York ile beraberdi. Filmlerde de ufak tefek roller oynamışlığı vardır. Ayrıca The Simpsons’a da çok meraklıydı.

Kendisinin ani vefatı sonrasında, müzik dünyasındaki önemli ismilerden de açıklamalar geldi. Tom Petty‘nin aynı zamanda yakın arkadaşı olan Bob Dylan “şok edici, ezici bir haber. Tom’un dünyasını düşündüm. Mükemmel bir icracı, aydınlık bir insan ve dosttu. Onu asla unutmayacağım” şeklinde bir açıklama yaptı. Yaşayan efsanevi gitarist Eric Clapton ise  “Tom’un vefat haberi nedeniyle şoke olmuş ve üzülmüş durumdayım. Müzik tarihimizin çok önemli bir parçasıydı. Onun gibisi asla olmayacak” diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Mick Jagger da “Tom için çok üzgünüm. Mükemmel müzikler yaptı. Düşüncelerim ailesiyle” şeklindeki açıklamasını Twitter hesabından paylaştı. Kendi Twitter hesabından bir başka açıklama yapan müzisyen Alice Cooper “maalesef kendisiyle tanışamadığı, ama onunla beraber çok çalışmak isteyen bir sürü müzisyenden biriydim. Bu derece evrensel şekilde saygı gören birini daha bulmak oldukça nadirdir. Kanında müzik olan ve Rock n Roll’u yaşayan biriydi. Hayranlarına ve dünyaya mükemmel şarkılardan oluşan bir zenginlik bıraktı ki bu kutlanması gereken bir şey” şeklinde uzun bir zerlenişte bulundu. Instagram hesabından açıklama yapan Slash “Tom Petty hakkındaki haber yıkıcı. Çok büyük bir kayıp. Bugün çok üzgünüm. Huzur içinde yat” dedi. Kesinlikle Tom Petty‘i anma gecesi düzenlenmesi gerektiği fikrindeyim. Açıklamalarını okuduğumuz bu ünlü müzisyenlerin ve Tom Petty‘nin kariyerine önemli katkılarda bulunmuş Jeff Lynne gibi isimlerin bu muhtemel gecede The Heartbreakers ile sırayla çalmaları gerektiğini düşünüyorum.

Sonuç olarak müzik dünyası beklenmedik ağır bir kayıp yaşadı. Oldukça üretken bir müzisyen olan Tom Petty‘nin şüphesiz bir sürü albüme daha imza atması bekleniyordu. Fakat kısmet olmadı. Artık büyük ihtimalle The Heartbreakers liderini ve solistini kaybetmiş olarak, yoluna devam etmeyecektir. Ancak Tom Petty and The Heartbreakers isimlerini müzik dünyasına altın harflerle yazmış oldukları için hiçbir zaman unutulmayacaklardır.