Rock tarihi deyince, enstrüman olarak dinleyicilerin aklına genellikle ilk gelen gitardır. Çünkü 60’larda The Beatles ve The Rolling Stones ile başlayan rock müziği, 60’ların ortasından itibaren ve 70’lerde müzik tam anlamıyla gitar çağına dönüşmüştür. Gitar sololar şarkıların en önemli öğeleri haline gelmiştir. Rock tarihine damga vuran gitaristlerin hepsinin teknik anlamda virtüoz sayılabilecek isimler olduklarını söyleyemeyiz. Daha çok efsanevi grupların, efsaneleşmesine gitar performanslarıyla katkılarda bulunan ve bu sololarıyla şarkıların bazılarının dinleyicilerin zihinlerine kazınmasını sağlayanlardır. Ben Rolling Stone dergisindeki gibi “en iyi 100 gitarist” gibi bir liste peşinde değilim. Bu yazıda üzerinde duracaklarım, gitarıyla rock tarihine damga vurduğunu düşündüğüm isimler.

Vereceğim ilk isim, Jimi Hendrix olacak. Maalesef yazıda bahsedeceğim isimler gibi kendisi şu an hayatta değil. Jimi Marshall “Jimi” Hendrix 27 Kasım 1942 doğumlu olup, 18 Eylül 1970’de hayatını aşırı doz nedeniyle kaybetmiştir. Solak olması dikkat çekicidir. Amerikalı olmasına rağmen, şöhrete Londra’ya geldikten sonra kavuşmuştur. Gençliğinin en büyük hayali olan Eric Clapton ile çalmakken, bunu gerçekleştirdiğinde Clapton kendisine hayran kalmıştır. Bu performansı Eric Clapton otobiyografisinde hayatında böyle çalan birini görmediğini, ilerleyen zamanlarda kendisini ve diğer gitaristleri Jimi Hendrix‘in unutturacak kadar müthiş olduğunu yazmıştır. Ama siyahi gitaristin ömrü buna yetmemiştir.  Jimi Hendrix, arkasında çalması için kendisine The Jimi Hendrix grubunu kurmuştur. Yeri geldiğinde dişleriyle bile gitarı çalabilen biridir. 1965’ten 1970’e kadar kısa olan müzik hayatında, rock tarihine damga vurmayı başarabilmiştir. Üstelik müzisyenlerin yıllar geçtikçe çalma teknikliklerinin geliştiğini düşününce, Jimi Hendrix‘in uzun yaşaması durumunda gitar konusunda nirvanaya ulaşacağını var sayabiliriz. Kendi parçalarındaki en bilindik gitar performanslarıyla Purple Haze, Little Wing ve Voodoo Child şarkılarındakilerdir. Ayrıca, Hey Joe‘ya yaptığı cover da müthiş gitaristliğini örnekleyen bir çalışmadır.

İkinci bahsedeceğim isim, Pink Floyd‘dan David Gilmour. Kendisi 6 Mart 1946 Cambridge doğumlu olup, 1966 yılında profesyonel hayata geçmiş ve Pink Floyd‘a 1968 yılında dahil olmuştur. Gruba esas dahil olma nedeni grubun o dönemki lideri, gitaristi ve esas vokalisti Syd Barrett‘ın lsd yüzünden kafaları yemeye başlamasıdır. Syd Barrett‘ın konserlerde doğru düzgün çalamaması ve grubu sahnede zor durumda bırakmaya başlaması yüzünden, grubun davulcusu Nick Mason ve basçısı Roger Waters onu kurtarıcı olarak topluluğa katılması için davet etmişlerdir. Kendisinin gelişinden çok kısa bir süre sonraysa, Syd Barrett gruptan ayrılmıştır. David Gilmour ise zaten hayli hazır Syd’den daha iyi bir gitarist olduğu bilinen, hatta geçmişte ona gitar dersi bile vermiş isimdir. Ama bana göre gitarcılık meziyetleri esasında Pink Floyd‘un başarılı albümlerinin 70’lerde gelmesiyle parlamıştır. Zira Roger Waters‘ın yazdığı filozofik sözlerle yapılan konseptin David Gilmour‘un gitarıyla birleşmesi, Pink Floyd‘u efsaneleştiren en önemli unsurlardan biridir. Her ne kadar Roger Waters grubun liderliğini aldığı 70’li yıllarda Gilmour ile sık sık kavga etse bile, onun gitarcılığına hiçbir zaman toz kondurmamıştır. Bana göre rock tarihinin en duygulu gitarını çalan Gilmour, verdiği hissiyat açısından yanına yaklaşılamayacak bir gitaristtir. Pink Floyd‘un Time, Money, Shine On You Crazy Diamond, Another Brick In The Wall Part 2 ve en önemlisi Comfortably Numb‘daki soloları tarihe kazınmış marka değerindeki sololarıdır. Özellikle birçok gitaristin kabul ettiği mevzu, Comfortably Numb‘daki soloyu kimsenin onun gibi atamayacağıdır. Birçok zaman Pink Floyd ve David Gilmour konserlerinin zirve noktası olan bu soloyu, Gilmour solo kaydederken prodüktörlerin itirazına rağmen sarhoşluk yaratan bir atmosfer yaratmayı amaçladığını söylemiş, şarkıyı bugüne kadar dinleyen birçok kişiyi sersemletmeyi başarmıştır.

Üçüncü bahsedeceğim gitarist, 30 Mart 1945 doğumlu olan Eric Clapton‘dır. Kendisi müzikal kariyerine adam akıllı The Yardbirds grubuna 1963’te katılarak başlamıştır. İki yıl kadar bu grupta kaldıktan sonra, kısa bir süreliğine John Mayall & The Bluesbreakers‘ta kalmış ve ardından 1966’da isminin en çok anılacağı Cream grubuyla yola devam etmiştir. 1968 yılında Cream‘in dağılması sonrasında Steve Winwood ile tek albümlük Blind Faith grubunu kurmuş, ardından Cream gibi meşhur şarkılarını içeren ve ömrü iki yıl sürmüş Derek and The Dominos grubuyla yola etmiştir. 1972’den itibaren de artık bireysel olarak müzik yapmıştır. Blues merakından dolayı, kariyerinde birçok blues şarkısını cover etmiş ve onlara orijinalindekilerden daha iyi sololar eklemiştir. Bunların en başlıca örnekleri After MidnightCocaine ve Crossroads şarkılarıdır. Tekniğinden dolayı kendisine Mr.Slowhand lakabı takılmıştır. Ayrıca kendisinin uzun parmakları olduğu için gitar çalarken, sol elinin serçe parmağını kullanmaması dikkat çekicidir. Kendisine ait şarkılar arasında gitar performanslarının en öne çıktığı ve şarkının kendisi hariç gitar performanslarının ayrı efsane olduğu şarkılar özetle Layla, Sunshine Of Your Love, White Room, Wonderful Tonight ve Bad Love şeklindedir. Bunların dışında, rock tarihinde başka müzisyenlere en çok eşlik etmiş isimlerden biri olması sayesinde, başkalarının şarkılarında da unutulmaz sololar atmıştır. Mesela çok bilinmese bile Roger Waters‘ın ilk solo albümü The Pros And Cons Of Hitch Hiking albümündeki blues tarzı gitarları çalan kendisidir ve albüme ismini veren şarkının içerisinde inanılmaz bir solosu bulunmaktadır. Lethal Weapon 3 filminin soundtrack albümündeyse Sting‘e eşlik ettiği It’s Probably Me ve Elton John ile karşılıklı vokallerinin olduğu Runaway Train şarkılarındaki soloları da çok önemlidir. Phil Collins‘ten zaman zaman kendi albümleri için destek alan Clapton, bazen de kendisi Phil Collins‘e eşlik etmiştir. Böylece Phil Collins‘in I Wish It Would Down On Me şarkısındaki efsanevi gitar performansı çıkmıştır. Kariyerinde kimsenin arkasında çalmaktan gocunmaması, listedeki belki de en mütevazi isim olduğunu bize göstermektedir.

Rock tarihine birden fazla çok iyi gitarist sunmuş The Yardbirds‘ten çıkmış bir başka isimse Jimmy Page‘dir. 9 Ocak 1944 İngiltere doğumlu Page,  The Yardbirds sonrasında Eric Clapton‘ın kurduğu Cream‘e hayranlık duymuştur. Cream‘den de esinlenerek Led Zeppelin grubunu kurmuştur. Her ne kadar Robert Plant‘in sesi grup için çok önemli bir öğe olmuşsa bile, Jimmy Page‘in gitarı da grubun marka değerinin başında gelir. Plant’in çığlıklarıyla Page’in gitar çığlıklarının buluşmasıyla Led Zeppelin efsanesi oluşmuştur. Şarkı sözlerini genelde Robert Plant yazarken, müziklerin çoğu Jimmy Page tarafından bestelenmiştir. Yani gruptaki sound konusundaki lider kişi Jimmy Page‘dir. Bu liderlik ona istediği gitar performansını sergileyebilecek müzikal ortam sunmuştur. Stüdyo albümlerini 1969’dan 1982’ye kadar süren Led Zeppelin‘de birçok unutulmaz gitar performansı duymak mümkündür. Bunlardan başlıcaları; Stairway To Heaven, Since I’ve Been Loving You, Dazed And Confused, In The Evening şeklindedir. Şarkı söylemiyor oluşu, Led Zeppelin sonrasında kendisinin ismini solo müzisyen olarak duymayı biraz zorlaştırmıştır. Bu dönem içerisinde David Coverdale ile kaydettiği Coverdale-Page albümündeki Take Me for a Little While şarkısındaki gitar performansı Led Zeppelin haricindeki en önemli işlerinden biridir. Ayrıca The Rolling Stones‘a destek amaçlı grubun One Hit şarkısında gitar çalarak, performansıyla Mick Jagger ve Keith Richards‘ı bile gölgelemeyi başarmıştır.


The Yardbirds
‘ten çıkan bir diğer önemli gitarist ise Jeff Beck‘tir. 24 Haziran 1944 doğumlu ingiliz müzisyen, Jimmy Page gibi şarkı söylememesinden dolayı ismini zaman zaman duyurmakta zorlanmıştır. Fakat bu onun rock tarihine damga vuran gitaristler listesinden kesinlikle uzaklaştıramaz. The Yardbirds ile efsaneleşen Jeff Beck özellikle 60’ların sonunda çok önemli bir isim haline gelmiştir. 1968’de David Gilmour‘dan önce Syd Barrett‘ın durumundan dolayı gruba ikinci gitarist olarak Pink Floyd‘un diğer üyeleri ilk olarak Jeff Beck‘i düşünmüşler, ama hiçbiri gidip sormaya bile cesaret edememiştir. Brian Jones‘un ölümünden sonra The Rolling Stones ona gruba katılması için yaklaşmış, ancak gerçekleşmemiştir. Böylece Mick Taylor gruba dahil olmuştur. Jeff Beck gitar çalarken genellikle pena kullanmayan bir gitaristtir. Köşeli çalma dediğimiz keskin gitar soloları vardır. Solo albümlerinde, enstrümantal şarkılarındaki gitar performansıyla bazen vokalin yokluğunu bile kapatabilmiştir. The Yardbirds‘teki Heart Full Of Soul ve Happenings Ten Years Time şarkılarındaki gitar performansı unutulmaz olanlardır. David Gilmour ve Eric Clapton kendilerini en çok etkileyen gitaristi sorulduğunda, ikisi de Jeff Beck yanıtı vermişlerdir.

Pena fazla kullanmayan, rock tarihine damga vurmuş bir başka isimse Mark Knopfler‘dır. 12 Ağustos 1949 doğumlu Knopfler, esas olarak Dire Straits grubundaki liderliğiyle tanınmaktadır. Grubun bestelerinin %90’ını yapan, şarkılarını söyleyen ve kendine has gitar tınısıyla bilinen bir müzisyendir. Dire Straits‘in efsaneleşmesinde yazdığı şarkıların başarısı kadar gitarının payı büyüktür. Sultans Of Swing, Private Investigations, Money For Nothing, Brothers In Arms, Where Do You Think You’re Going, Telegraph Road şarkılarındaki sololar ve gitar çalışı kendisinin marka değerini yansıtan performanslardır. Grubun bütün şarkılarını kendisi söylüyorken bir vokalist olarak özel övgü almayan, ama gitarcılığı konusunda üzerine toz kondurulmamış bir müzisyendir. Ayrıca, belli gitar tınısı sayesinde eşlik ettiği müzisyenlerde kendisini tanımak mümkündür. Mesela Bryan Ferry‘nin Valentine şarkısında gitarda Mark Knopfler‘ın olduğunu tespit etmek çok kolaydır.

Rock tarihine damga vurmuş bir diğer gitarist ise kendi grubunda biraz geri kalmış olan Brian May‘dir. Brian Harold May, 19 May 1947 doğumludur. Queen denince akla ilk gelen özel vokaliyle Freddie Mercury olduğu için Brian May bence hakkettiği ilgiyi tam olarak görememiştir. Fakat gitaristliği hiçbir zaman tartışma konusu olmamıştır. Freddie Mercury “lanet gitarı çalamıyorum” sözünü rahatlıkla söylemiştir, zira arkasında Brian May gibi bir gitaristin çalıyor olmasının güveni vardır. Freddie Mercury‘nin müzikal dehası ve yüksek desibelli sesi elbette Queen‘i ayırt edici hale getirirken, Brian May’in gitardaki rolü de çok önemlidir. Konserlerde ikinci gitariste hiçbir zaman gereksinim duymamış olan Brian May, canlı performanslarda minimum iki gitaristlik iş çıkarmıştır. Stüdyo kayıtlarındaysa gitarının en bilindik işleri Bohemian Rhapsody, Killer Queen, We Will Rock You, I Want It All, Innuendo, The Show Must Go On’daki sololardırUzun tuşeler kullanması kendisine has bir stildir. Grupta ikinci planda kalmayı kesinlikle kompleks edinmeyen Brian May, Queen‘in efsaneleşmesinde gitarıyla büyük bir rol oynamıştır. Hayattaki en büyük hayal kırıklığı, Freddie Mercury‘nin erken ölümüdür. Çünkü bu durum Queen‘in devam etmesine büyük ölçüde engel olmuştur. Müzisyenlik dışında, astrofizik üzerinden doktora yapmış ve Liverpool John Moores Universitesi’ne rektör olmayı başarmıştır. Bu benim açımdan özel anlam taşır, çünkü bu üniversite yüksek lisans yapmış olmam nedeniyle diplomamda kendisinin imzası bulunmaktadır.

Deep Purple grubunun bir dönem gitaristliğini yapmış Ritchie Blackmore da rock tarihine gitarist olarak damga vurmuş bir isimdir. İngiliz olan, Richard Hugh “Ritchie” Blackmore 14 Nisan 1945 doğumludur. 1968 yılında Deep Purple‘ın kurucuları arasında yer almıştır. 1974’e kadar grupta bulunduğu dönemde, gitarıyla Deep Purple‘ın yaptığı müziğin progressive rock olmasında büyük rol oynamıştır. Zira kendisinin ayrılmasından sonra, grup daha çok hard rock türüne dönmüştür. İlk Deep Purple yıllarında gitarıyla rock tarihine vurmasında etkili olan esas performansları Highway Star, Child In Time, Lazy, Pictures Of Home, Soldier Of Fortune olarak özetlenebilir. Ayrıca Smoke On The Water‘daki basit ve etkili gitar nakaratı, gitarı eline yeni alanların ilk çalmaya çalıştıkları olarak bilinir. Deep Purple sonrasında, 1974’te patronun tamamen kendisinin olduğu Rainbow grubunu kurmuştur. Yine gitarıyla rock dünyasını sağlamaya devam etmiştir. Rainbow, Deep Purple gibi bir kereden fazla solist değişmiştir. Ama grubun asıl marka değeri Ritchie Blackmore‘un gitarı olmuştur. Rainbow yıllarında Catch The Rainbow, Desperate Heart, Eyes Of The World , Maybe Next Time gibi şarkılardaki gitar performansları en dikkat çekici olanlardır. Ritchie Blackmore 1984’te sürpriz şekilde Deep Purple‘a geri dönmüş ve 4 albümde yer almıştır. Bu süre zarfındaysa Perfect Strangers ve Knocking At Your Back Door gibi önemli Deep Purple parçalarındaki gitar çalışıyla bir kez daha efsaneleşmiştir. Yani Ritchie Blackmore rock tarihinin en başarılı gruplarından biri olan Deep Purple‘daki ve kendi proje grubu sayılabilecek Rainbow‘daki gitar çalışıyla gelmiş geçmiş en büyük gitaristlerin adını yazdırmıştır. 1997’de kurduğu ve müzik yapmaya devam eden Blackmore’s Night ise, vokalist olan eşi Candice Night hatırına kurmuştur. Bu gruptaki işleri, Deep Purple ve Rainbow‘a göre biraz hafif kalmaktadır. O nedenle pek üzerinde durmaya değer görmüyorum.

Gruba kendi soyismini vermiş Carlos Santana, rock tarihine damga vurmuş isimlerdendir. Meksikalı ve Amerikan karışımı olan Carlos Santana, gitarı ve yaptığı müziğiyle latin rock ve blues rock türlerini kapsamıştır. 20 Temmuz 1947 tarihinde doğmuş olan gitarist, 1966’da üne kavuşacağı Santana grubunu kurmuştur. Şarkıların bütüne minik minik gitar soloyla eşlik etmesi, Carlos Santana‘nın kişisel bir özelliği olmuştur. Yani şarkılarının gitar soloya ayrılmış kısımlar haricinde, şarkı boyunca solo esintileri duymak mümkündür. Esasında Fleetwood Mac‘in 1967’de blues şarkısı olarak yaptığı Black Magic Woman, Santana cover ettiği zaman popülerleşmiştir. Çünkü Carlos Santana gitar performansı, Fleetwood Mac‘in önüne geçerek rock tarihindeki klasiklerden birine dönmüştür. Bu yıllarda Carlos Santana‘nın Soul Sacrifice ve Oye Como Va parçalarındaki gitar solo eşlikleri, kendisinin en öne çıkan performansları olmuştur. 1999 yılındaysa Santana, değişik bir işe girişerek bir sürü farklı vokalist ve gruplarla iş birliği yaptığı Supernatural albümüne imza atmıştır. Bu albümün başarısı, grubu 70’lerde popülerliğine geri döndürmüş ve Carlos Santana gelmiş geçmiş en önemli gitaristlerden biri olduğunu hatırlatmıştır. Supernatural tam 8 Grammy kazanmıştır. Albümdeki Put Your Lights On, Smooth ve Maria Maria şarkılarındaki gitar solo eşlikleri hafızalara kazınmıştır.

Onuncu ve son olarak bahsedeceğim gitarist Tony Iommi‘dir. Kendisi 19 Şubat 1948 doğumlu ingiliz bir müzisyendir. Black Sabbath grubunun kurucularından ve topluluğun tarihinde baştan sona kadar hiç değişmeden var olmuş tek isimdir. Aslında Black Sabbath denince, akla ilk gelen Ozzy Osbourne‘dur. Fakat grubun başarısındaki diğer önemli unsur, Tony Iommi‘nin müzikal zekası ve gitarıdır. Jimi Hendrix gibi solaktır. Müziği başlamadan önce çok genç yaşta, bir fabrikada çalışırken geçirdiği kaza yüzünden sağ elinin orta ve işaret parmaklarının uçlarının kopmuş, dolayısıyla bu kaza Tony Iommi‘nin gitar çalma tekniğini doğrudan etkilemiştir. Gitarın klavyesini kullandığı sağ elindeki iki parmağındaki sakatlık, hayranlar tarafından kendisine duyulan hayranlığı daha fazla artırmıştır.  Tonny Iommi 1970 ile 2013 arası tam 19 tane stüdyo albümü kaydeden Black Sabbath‘ın istikrar abidesidir. Bu 19 albüm içerisinde, gitar sololarının yanında muhteşem gitar nakaratlarıyla da nam salmış bir isimdir. Gruptaki en unutulmaz gitar performanslarının Paranoid, Iron Man, Supernaut, War Pigs ve Snowblind şarkılarında olduğunu söyleyebilirim. Gitarıyla hard rock ve heavy metal müziğinin temellerini atmış olması, kendisinim rock tarihine damga vurduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak, rock tarihine damga vurmuş gitaristlerin gördüğünüz gibi genelde efsane grupların gitaristleridir. Bu konuda Jimi Hendrix en bireysel isimdir. “Gelmiş geçmiş en iyi gitaristler” diye bir liste yapsaydım, tabii listede daha fazla genişlerdi. Ancak teknik olarak çok üst düzey her gitaristin, tarihe damga vuracağından bahsedemeyiz. Çünkü bu yazıda gördüğünüz gibi tarihe damga vurmak sadece gitar üzerindeki müthiş çalış tekniğine bağlı değil. Gitarla tarihe damga vurmak, gitar performanslarıyla şarkıları efsaneleştiren ve aynı zamanda müziğe önemli şarkıların katılmasında büyük rol oynamış isimler. Yoksa rock dünyasında teknik anlamda virtüoz sayılabilecek, ancak doğru düzgün beste yapamamış çok isim var.