Cover, rock dünyasının vazgeçilmez bir parçası. Başka bir müzisyene ait şarkının, değişik biri tarafından yorumlanmasına cover deniliyor. Fakat bahsettiğimiz bu yorum, şarkıyı kesinlikle birebir çalmak anlamına gelmiyor. Çünkü orijinalini birebir çalmaya, aslında daha çok tribute diyoruz. Bu yazıda, şarkıların orijinalinin önüne geçen cover versiyonlarından bahsetmek istiyorum. Elbette uçsuz bucaksız bu denizde her örneği incelemeye imkan yok. Onun için aklıma gelen belli başlı örneklere yoğunlaşacağım.

Bu konuda ilk aklıma gelen örnek Joe Cocker‘ın yaptığı Unchain My Heart yorumu. Parçanın orijinali bilindiği gibi Ray Charles‘a ait. Ray Charles‘ın 1961 yılında kaydettiği bu şarkı, aslında ritim ve blues türüne girmekte. Her ne kadar zamanında başarılı olsa bile, Ray Charles‘ın kariyerinde bir köşe taşı sayılabilecek bir parça olmamıştır. 1961 sonrasında bazı coverları yapıldı, ama hiçbiri 1987’de Joe Cocker‘ın  yaptığı kadar başarılı olamadı. Joe Cocker yaptığı resmen 80’li yıllarda Unchain My Heart‘a can veren isim oldu. Kendi kariyerinde de önemli bir hit haline gelen bu cover, Joe Cocker konserlerinin vazgeçilmesine dönüştü. Üstelik şarkı listelerde de çok başarılı oldu. Bugün genel olarak şarkının Ray Charles‘a ait olduğu bilinir, ama daha fazla dinlenen versiyonsa Joe Cocker‘ın yaptığıdır. Hatta barlarda çıkan gruplar bile dünyada Joe Cocker‘ın yaptığına benzer şekilde bu parçayı çalmaya çalışırlar.

Diğer örneğimse Metallica‘nın yorumladığı Turn The Page şarkısı. Orijinali pek fazla bilinmeyen bu parçayı Metallica resmen meşhur etmiştir. Şarkının bestecisi Bob Seger, bunu 1973 yılında çıkan Back In ’72 albümü için kaydetmişti. Single olarak yayınlanmayan ve albümünde yer alan sıradan bir şarkı muamelesi gören Turn The Page, 1976 yılında çıkan Bob Seger‘in konser albümü olan Live Bullet ile radyolarda çalınmaya başlanan bir şarkı haline geldi. Zira konserlerde aldığı olumlu tezahüratlar, şarkıyı konser albümünde hit haline dönüştürdü. Yine de çok büyük bir dinleyici kitlesine sahip olmayan, bestelediği şarkıların önemli kısmıyla başka müzisyenlere destek olan Bob Seger ile Turn The Page büyük bir klasik haline gelemedi. 1998 yılındaysa, Metallica‘nın coverladığı şarkılardan oluşan Garage Inc. albümündeki versiyonu tam anlamıyla patlama yaptı. Listelerde zirve yapan Turn The Page, grubun geniş hayran kitlesi tarafından çok sevildi ve metal müzik hayranları dışındaki rock müzik kitlesine bile kendisini sevdirerek meşhur hale geldi. Bu şarkıyı Metallica‘dan ilk defa duyanların büyük kısmı, sonrasında şarkının esas sahibi olan Bob Seger‘ı bile bu sayede öğrendiler. Önemli bir kitle tarafından Garage Inc. albümünün en iyisi kabul edilen Turn The Page, günümüzde daha çok Metallica versiyonuyla tanınmaktadır.

Kariyerinde birçok cover yapmış olan gelmiş geçmiş en büyük gitaristlerden biri olan Eric Clapton ise, Cocaine şarkısına yaptığı cover ile orijinalini gölgede bırakmıştır. Esasında 1976 yılında blues müzisyeni J.J. Cale tarafından bestelenen şarkı, kısıtlı bir dinleyici kitlesine ulaşmıştı. Kendisi de blues hastası olan Eric Clapton, 1 yıl sonra şarkının cover versiyonunu kaydetti. Slowhand albümüne yerleştirilen Cocaine, bestecisinden kopup bir Clapton klasiğine dönüştü. Hatta sonrasında J.J. Cale bu şarkıdan asıl geliri, Clapton’ın cover versiyonu çıkmasından sonra kazandığını bile itiraf etti. Gitaristin orijinalinin önüne geçmiş bir başka yorumuysa, Bob Marley‘in I Shot The Sheriff parçasına yaptığı coverdır. 1973 yılında Bob Marley‘in grubu The Wailers ile çıkardığı Burnin’ albümünde yer alan I Shot The Sheriff, kendisini dinleyicilere sevdirmişti. Fakat şerifi vurur gibi listeleri vuran versiyon ise 1 yıl sonra Eric Clapton‘dan geldi. 1974 yılında çıkan 461 Ocean Boulevard albümünde yer alan bu cover, şarkının orijinalinin önüne geçerek aynen Cocaine gibi bir Eric Clapton klasiğine dönüştü.

Eric Clapton gibi kariyerinde birçok cover çalışmasına yer vermiş Rod Stewart, Downtown Train ile orijinalinin önüne geçmeyi başarmıştır. Tom Waits‘in 1985 yılında çıkan Rain Dogs albümünde yer alan Downtown Train, esas ilgiyi Rod Stewart’ın yorumuyla gördü. Şarkılarının cover edilmesini istemeyen ve bir sürü müzisyenle bu yüzden davalık olan Tom Waits, Rod Stewart‘ın 1990 yılında çıkan best of niteliğindeki albümününe bir çeşit yeni çalışma olarak eklenen bu şarkının cover versiyonuna engel olamadı. Üstelik Downtown Train cover versiyonu sayesinde müzisyenin best of albümü, kendisinin umduğundan daha fazla ilgi çekti. Neticede günümüzde Downtown Train, Tom Waits yerine daha çok Rod Stewart‘tan dinlenmektedir. Ayrıca iskoç şarkıcının kariyerinin daha öncelerinde, orijinalini unutturacak bir cover işi daha bulunmaktadır. 1967 yılında Cat Stevens‘ın besteledikten sonra önce P.P Arnold‘a verdiği, ama aynı yıl çıkardığı New Masters albümüne koyduğu The First Cut Is The Deepest parçasının cover versiyonunu 1977’deki A Night on The Town albümüne koyan Rod Stewart, parçanın orijinaline göre daha büyük bir başarı elde etti. UK Single Chart listesinde tam 4 hafta birinci sırada kalan cover, bir Rod Stewart klasiğine dönüştü. 2003 yılında Sheryl Crow‘dan gelen cover da ses getirdi. Fakat o noktada insanlar şarkının orijinalini daha çok Rod Stewart sanmaları, Cat Stevens‘a ait orijinalinin cover gerisinde kaldığını kanıtlamış oldu.

1990 yılı, orijinalini unutturan coverlardan bir tanesi daha tanıklık etmiştir. 1985 yılında Prince, The Family adını verdiği yan projesi olan grupla aynı isimli bir albüm kaydetti. Nothing Compares 2 U şarkısı da bu parçada yer alanların arasındaydı. Herhangi bir şekilde de dikkat çekmedi. 1990’daysa Sinéad O’Connor, I Do Not Want I Haven’t Got isimli ikinci albümünü yayınladı. İçerisinde Nothing Compares 2 U parçasının cover versiyonu da vardı. Bu cover dünya çapında büyük ses getirdi. Bunun üzerine oluşan incelemelerle beraber şarkının cover olduğu meydana çıktı. Ama kimse orijinaliyle de doğru düzgün ilgilenmedi. Sinéad O’Connor kariyerinin devamında, bu şarkı kadar ses getiren başka bir şarkı sunamadı. Böyle olunca, kendisi resmen Nothing Compares 2 U ile özdeşleşti.

70’lere geri dönersek; Al Green‘in Take Me To River şarkısının  “orijinalini unutturan coverlar” listesine dahil olabileceğini söyleyebilirim. Çünkü1974’te çıkan Al Green Explores Your Mind albümünde yer alan parça, burada özellikle çok fazla ilgi çekmemişti. Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde müzisyen otobiyografik kitabına Take Me To The River adını verdiyse bile, şarkıyı esas meşhur eden Talking Heads olmuştur. Grup ilk albümlerindeki Psycho Killer şarkısıyla ortalığı sarstıktan sonra, 1978 yılında ikinci albümleri More Songs About Buildings and Food için Take Me To The River parçasını cover versiyonunu kaydetti. Yılın albümleri arasında gösterilen More Songs About Buildings and Food içerisinden grubun hit olarak sunduğu Take Me To The River, büyük ses getirdi. Bugün bile parçayı bilenlerin sayısının çoğunluğu, şarkının esas sahibinin Al Green olduğunu bilmemektedir.

Daha yakın tarihlerden yapılmış bir cover örneğine gelirsek;, 2007 yazını kasıp kavuran Beggin’ çok iyi bir örnek olacaktır. 1967’de The Four Seasons grubunun New Gold Hits albümünde yer alan, grubu o dönem kısmen popülerleştiren bir şarkı olmuştu. Ama ilerleyen yıllarda bu parça unutuldu. İşin ilginç yanı, 40 yıl sonra parçanın orijinaline çok yakın bir yorum yapan Madcon versiyonunun dünyanın her yerinde en çok çalınan bir şarkı haline gelmesi oldu. Beggin’ şarkısı Madcon ile 3-4 yıl, çok net şekilde popülerliğini korudu. Halbuki orijinal şarkı, zamanında bu kadar fazla çalınması tercih edilen bir şarkı olamamıştı.

Ayrıca bazı şarkıların cover manyağına dönüşmesi de orijinalini unutulmasına sebep olmuştur. Mesela 1950’lerden meşhur bir blues şarkısı olan I Put A Spell On You, bir sürü cover sonrasında orijinal versiyonunu dinleyiciler unutmuştur. Annie Lennox, Bryan Ferry, Creedence Clearwater Revival, Marilyn Manson gibi isimlerin elinden geçen parçanın artık orijinalini pek orijinalini hatırlayan yok. Buna benzer bir başka örneği Knockin’on Heaven’s Doors olduğunu söyleyebilirim. Zira 1973’te Bob Dylan‘ın çıkardığı bu şarkı, rock tarihi içerisinde coverlar ile epey evrilmiştir. Özellikle Eric Clapton ve Guns N’ Roses yorumları hafızalara orijinalinden fazla kazınmıştır. Bugün Knockin’on Heaven’s Doors‘u bilen, fakat orijinaline aşina olmayan kesim orijinal versiyonunu bilenden daha fazladır.

Kısacası, “Orijinalini Unutturan Coverlar” daha uzun sürebilecek liste. Bu konuda yapılmış ve 100 tane cover içeren listeler bile bulunmakta. Benim üzerinde durduklarım orijinallerini ciddi anlamda unutturmuş olanlar. Eğer bir şarkıyı dinlediğinizde o parçanın orijinali aklınıza gelmiyorsa, cover artık orijinalinin önüne geçmiş demektir.

Sinan San