Konser albümü, konser kayıtlarının albüm konseptiyle piyasaya çıkmasıdır. Bazen tek bir konserden, bazense konserler serisinin tek kayıt içerisinde mikslenerek birleştirilmesiyle oluşurlar. İşin enteresan tarafı, konser albümlerinin kayıtları stüdyo albümlerine göre daha maliyetlidir. Üstelik stüdyo albümlerine göre daha az sattıkları da gerçektir. Bu yüzden plak şirketleri, bu albümleri kaydetmek ve piyasaya sürmekte biraz nazlanırlar.

Aslında konser albümleri best of niteliği de taşımaktadılar. Çünkü hiçbir konser, baştan sona ilk defa çalınan şarkılardan oluşmamaktadır. Zaman zaman daha öncesinde stüdyo kaydı olmayan tek tük şarkılar görülebilir. Ama konser albümlerinin dinleyiciler tarafından tercih edilmemesinin esas sebebi, seyirci gürültüsünün birçok dinleyicinin kulaklarının duymak istemedikleri bir ses olmasıdır. Ancak bunların dvd versiyonlarıysa, oldukça yüksek rağbet görülmektedir. Zira televizyon karşısında konserine gidebilme şansı bulunamamış müzisyen veya grupların, dvd olarak çıkmış konser albümü sayesinde müzik severler konsere gidememenin acısı biraz çıkarabilmektedirler. Teknolojinin ilerlemesiyle de sahne şovlarının artmış olması ve konserlerde ses kadar görselliğe önem verilmesi, konser albümlerinin dvd olarak çok ilgi çekici hale getirmiştir. Zaten yazının kapağında görülen konserlerde ellerinde akıllı telefonları kullanarak görüntü kaydı yaparak anı kaçıranların, dvd gibi profesyonel bir görsel kayda rağbet edeceklerini kanıtlamaktadır.

Normalde konser albümlerinin en çok hitap ettikleri dinleyici kitlesi, grubun veya müzisyenin çok sıkı takipçileri olan yani hastası denilebilecek hayranlarıdır. Çünkü onlara best of denilen toplama albümler onlara herhangi bir yenilik sunmazlar. Ancak konser albümlerinde, parçalar konser için azcık değiştirilip orijinalinden biraz farklı olarak icra edilerek hayranların farklı bir versiyona sahip olabilme imkanı tanımaktadır. Özellikle yaşlı kurt olarak nitelendirebileceğimiz baba müzisyenler açısından bu durum daha fazla ilginç hale gelmektedir. Zira şarkılarda yapılan ufak tefek değişikler ve solistin sesinin de yıllar içinde değişmiş olması, eski şarkılara bambaşka bir hava katmaktadır.

Bir de rock dünyasında reunion denilen bir olay vardır. Eski grupların dağıldıktan yıllar sonra bir araya gelmeleri çok ilgi çekiçi bir durumdur. Birleşmeler tek konserler veya turnelerle olabilir. Grupların her hayranı bu reunion konserlerine gidemezler, bu durumda reunion konserlerinin youtube videoları internette çok tıklanan hale gelmektedir. Plak şirketleri ve gruplar da konsere gidemememişler için reunion konserini, “konser albümü” olarak piyasaya sürmesi durumunda çok ilgi çekici olabilir. Örneğin 2007 yılında, Led Zeppelin‘in başarısında büyük pay sahibi olan Ahmet Ertegün‘ün anısına ve onun kurduğu derneğe yardım konseri için, grup 20 küsur sonra sahneye ilk defa beraber çıkmıştır. Bu birleşmenin tek konser olması nedeniyle, ardından çıkan dvd şeklindeki konser albümü büyük ilgi görmüştür.

Bazen de rock grupları veya müzisyenler, önemli bir senfoniyi arkasına alarak çok zengin bir orkestralı konserler vermektedirler. Bu tür konserler, çok özel bir sound sağlaması ve medyanının da aşırı ilgisini çekmesi nedeniyle, sıradan konser albümlerinden daha fazla satmaktadırlar. Mesela Deep Purple‘ın, senfonili konserleri grupla beraber anılan bir aktiviteye dönüşmüştür. Örneğin 1999 yılında verdikleri, dvd olarak 2000 yılında çıkardıkları In Concert With The London Symphony Orcestra, üstünde çok durulmuş bir konserdir. Bu konuda bir başka dikkat çekici örnek Metallica‘nın da San Francisco Senfoni Orkestrası ile birlikte 21-22 Nisan 1999 tarihlerinde verdikleri canlı konser kayıtlarını içeren ve 23 Kasım 1999’da Elektra Records etiketiyle çıkardıkları S&M albümü de bu açıdan önemlidir. İşin enteresan tarafı bu konser Metallica hayranları tarafından eleştirilirken, genel dinleyici kitlesi tarafından büyük takdir toplamıştır. Özellikle konserdeki Nothing Else Matters yorumu, orijinal versiyonunu da unutturmuştur. Bu konserde San Francisco Senfoni Orkestrası’nın başındaki Michael Kamen da rock müziğiyle senfoniyi birleştirmekte uzman ve tanınan bir isimdir.

Son olarak konser albümlerinin çok çekmesini sağlayan bir unsura daha değineceğim. Bir müzisyenin belli bir vesileyle vermiş olduğu konsere, bir sürü ünlü konuk sanatçının katıldığı konser albümleri piyasada çok tutulmaktadır. Çünkü şarkı sahibinin kontrolü altında kendisine başka önemli bir müzisyen tarafından eşlik edilmesi, müzikseverlerin dikkatini çeken bir faktördür Mesela bu konuda, Eric Clapton‘ın sevilen bir sürü konseri vardır. Kariyerinde birçok müzisyene eşlik etmiş efsanevi gitarist, bazı konserlerde bir sürü konuk sanatçıyı alarak unutulmaz performanslara imza atmıştır. Roger Waters‘ın 1990 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılışı şerefine verdiği tarihi The Wall Live in Berlin konserine ve Queen‘in Freddie Mercury‘i 1992 yılındaki anmak için düzenliği Queen: The Freddie Mercury Tribute Concert etkinliğinde ev sahibine eşlik eden konuk sanatçılar, bu konser albümlerinin yoğun ilgi çekmesinde önemli rol oynamıştırlar. Onların dışında Live Aid ve Live 8 gibi belli bir organizatörün önderliğinde gerçekleştirilen konserlerin de piyasada alıcısı çoktur. Ama bu tür organizasyona ait konserlerin belli bir ev sahibi olmadığı için çok genel bir kitleye hitap ederler ve bu nedenle dvd gibi video içerikli ürünleri daha çok talep görürler. Neyse bu tür örnekler çoğaltılabilir. Ben tarihi konserler konulu yazımdaki konserlerle, az çok bu paragraftaki örneklerle birleştirdim diyebilirim.

Sonuç olarak, konser albümlerinin sıradan bir konserin kaydedilerek piyasaya sunulmasının fazla ses getirmediğini görebiliyoruz. Bunların sadece grubun veya müzisyenin çok sıkı takipçilerinin ilgisini çektiklerini görüyoruz. İşin içine görselliği ekleyerek dvd olarak çıkması durumunda, genel dinleyici kitlesine biraz daha hitap edebiliyorlar. Ama bunların dışında genel dinleyici kitlesini çeken konser albümlerinin reunion, önemli bir senfoniyle verilmiş rock konserleri ve çoklu katılımlı tarihi organizasyonların kaynaklı oldukları açık.