Progressive rock müziğin önemli gruplarından sayılabilecek Blackfield, beşinci stüdyo albümünü bugün piyasaya sürdü. Aslında internete daha önce düşmüş olan kayıt, artık resmi olarak piyasada. Biri haricinde albümlerini isimleriyle beraber numaralandıran grup, yine geleneğine sadık kalarak albüme Blackfield V adını verdi. Şimdi grup ve son albümü hakkında biraz konuşmak istiyorum.

Aslında Blackfield, proje grubu olarak başlamış bir topluluk. Çünkü Porcupine Tree‘nin lideri Steven Wilson ile israilli rock müzisyeni Aviv Geffen‘in bir araya gelmesiyle oluşmuştu. Aviv Geffen kendisi Porcupine Tree hayranı olup, Steven Wilson ile bir arkadaşlık edinmişti. Hatta Porcupine Tree‘nin 2002 yılında çıkardığı In Absentia albümünde The Sound of Muzak ve Prodigal parçalarında geri vokal yapmıştı. Bu desteğinden sonra, Steven Wilson‘ı başka bir projeyi hayata geçirmek üzere ikna etti ve Blackfield grubu doğdu. İki müzisyen omuza omuza çalışarak, grupla aynı ismi taşıyan çok başarılı bir albüme 2004 yılında imza attılar. Porcupine Tree‘nin bazı albümlerinden bile daha iyi olan bu çalışma, beklenenden fazla ilgi çekti. Debut albümünün kabul derecesi, Blackfield‘ı proje grubu olmaktan çıkarıp devamlı hale getirdi. Çünkü tek albümlük bir iş birliği diye düşünülüyordu. 2007’de Blackfield II geldi. İlk albümün kalitesine yakın olan bu çalışma sonrasında Blackfield  turneye bile çıktı. Ama maalesef 2007 sonrasında Steven Wilson, Blackfield albümleri için artık çok uğraşmak istemediğini belirtti. Aviv Geffen‘ın besteleri hazırlaması ve onu çağırması durumunda stüdyo gideceğini, ama daha fazla çaba sarf etmeyeceğini ifade etti. Grubun ismini barındırmayan tek albüm olan ve Aviv Geffen‘ın önderliğinde hazırlananan Welcome To My DNA albümü  2009’da çıktı. İyi bir çalışma olmasına rağmen, bütününde ilk iki Blackfield albümünü aratan kaliteye sahipti. Zira Rising of The Tide, Oxygen ve DNA haricindeki şarkılar beklentileri tam karşılayamadı. Devamında 4 yıllık sessizlik dinleyicilerine  Blackfield‘ın rafa kalktığını düşündürdü. Ancak 2013’te sürpriz şekilde Blackfield IV geldi. Yine Aviv Geffen‘in bütün şarkıları yazdığı albüm, ilk iki albümü yakalayamasa bile Welcome To My DNA‘den daha iyiydi. Hayranları memnun etti.

2009’da çıkan Porcupine Tree‘nin son stüdyo albümü The Incident ve turnesinin ardından Steven Wilson, Porcupine Tree‘yi devam ettirmeyeceğini açıkladı. Solo albümlerine yöneldi ve başarılı çalışmalar gerçekleştirdiyse bile, Porcupine Tree‘nin havasını tam yakalayamadı. Geçen sene İstanbul ayağını barındıran turnenin bütününde iyi bir talep aldıysa bile, görüntüsü tam tatmin olduğunu göstermiyordu. Dağıttığını söylediği Porcupine Tree‘yi tekrar toplamayı gururuna yediremeyen müzisyen, Blackfield‘a tam destek vermeyi bu sefer kabullendi. Böylece Blackfield V, ilk 2 albümde olduğu gibi Aviv Geffen ile Steven Wilson aşağı yukarı eşit ağırlıklarını verdikleri çalışma oldu. Durum böyle olunca, Blackfield V albümünün Blackfield ve Blackfield II kadar iyi olması bekleniyordu . Zaten sanırım bu yüzden, kapağının tasarımında debut albüme de gönderme yapılmıştı. Kayıtta efsanevi ses mühendisi Alan Parsons‘ın yer alması da dikkat çekiciydi. Geçen ağustosta çıkacağı ilk olarak duyurulan albüm, toplamda 18 ay gibi uzun bir sürede kaydedildi.

Blackfield V, içerisinde barındırdığı 13 şarkıyla grubun bugüne kadar en fazla şarkıya sahip olan albümü. Ancak uzunluk olarak diğerlerinden daha uzun değil. 44 dakikalık kayıt, ortalama 3 dakika uzunluğundaki şarkılardan oluşuyor. Zaten Steven Wilson’a göre bu şarkı uzunlukları, Blackfield grubunu Porcupine Tree‘den ayıran baş özellik. Çünkü Porcupine Tree‘de uzun şarkılara yoğunlaşmaya dikkat ettiklerini belirtmişti. Lafı uzatmadan, Steven Wilson‘ın bestelerine dönüşünün grubu ilk iki albümü seviyesine getiremediğini söylemeliyim. Blackfield V, yine grubun standartlarının altına düşmemiş. Fakat ilk iki albümde yaratılan mistik atmosfer yine yok. Bana göre Welcome To My DNA ile Blackfield IV arasında bir kalitede. Tabii bunun anlamı, albümün kötü olduğu değil. Zira bana göre en zayıf albümleri Welcome To My DNA birçok progressive grubunun sahip olmak isteyecekleri kaliteye sahip bir çalışma. Fakat grubun ilk 2 albümünde ortaya koyduğu yüksek çıta, kolay kolay tekrar ulaşılabilecek bir seviye değil. Sanırım Blackfield sürecinde Steven Wilson‘ın Porcupine Tree‘yi bitirmesi ve grup arkadaşlarından uzak kalması, yaratıcılığını biraz etkilemiş. 2015’te çıkardığı son solo albümü Hand. Cannot. Erase iyi olmasına rağmen, Porcupine Tree yılları kadar iyi değil diye eleştiriye maruz kaldığını hatırlatayım. Diğer yandan, Aviv Geffen elinden gelenin en iyisi yapmaya çalışıyor. Ama seviyenin ilk zamanlara gelmesi için Porcupine Tree yıllarındaki Steven Wilson‘a ihtiyaç var gibi. Bu arada albümün şarkılarını tek tek yorumlamak biraz ukalalık olabilir. O nedenle daha genel bahsetmeyi tercih ediyorum. Blackfield V albümünde öne çıkan şarkıların How Was Your Ride, SorrysUndercover Heart ve Lonely Soul olduklarını söylemeliyim. Albümden yayınlanacak ilk single olarak Family Man‘in seçilmiş olması bana göre yanlış bir tercih. Zira bahsettiğim diğer 4 şarkının epey gerisinde kalıyor. Grup ilk defa albümünü enstrümantal bir şarkıyla açmış. A Drop in the Ocean ismini kapaktaki resimden alıyor. Kısa dikkat çekmeyen bir giriş, üzerinde durulmaya değer yanı yok. Geri kalan şarkıların hiçbirine kötü denilemez. Kaliteli bir sound var. Aviv Geffen ve Steven Wilson‘ın yine başarılı vokal performansları bulunmakta. Yeri geldiğinde Steven Wilson‘ın da gitarı devreye giriyor. Ama Blackfield‘ın insanı alıp götüren şarkıları kadar derin değiller.

Sonuç olarak, Blackfield V grubun devam ettirdiği için hayranlarına mutluluk veren bir çalışma. Piyasadan veya internetten satın almanız durumunda, paranızı harcadığınız için sizi üzmeyecektir. Kesinlikle Blackfield‘ın en iyi albümü değil, fakat grubun kendi kalite standartlarına sahip. Hele grubu bugüne kadar ıska geçmişler adına, Blackfield‘a başlamak için uygun bir adım. Çünkü progressive rock müziğine kulakları alışık olmayanlar, gruba bu albümle daha kolay ısınabilirler. Nitekim bu kulaklara ilk iki Blackfield albümü biraz ağır gelebilir. Ama benim gibi grubu yakın takip edenlerin, Blackfield V ile ilgili benzer duygulara sahip olacaklarını düşünüyorum.