Merhabalar. Neyse hiç uzatmayayım, konuya giriyorum: Çocukken o kadar çok küfür ederdim ki, zaman zaman küfür diyetleri yapardım. Sigarayı bırakmak gibi; zaman zaman karar verir, altı yedi ay hiç küfür etmezdim. Ta ki küfürbaz biriyle arkadaş olana dek. Ama benim küfürlerim genellikle parmağımı sehpaya geçirince, dersler canımı sıkınca, vs refleks şeklinde gelişirdi.

Üzülünce veya canım acıyınca, korkunca, sevinince, maalesef, her şekilde küfür ederdim. Şimdi kurumsaldan sonra serbest kaldık ya, gene çocukluğumdaki gibi küfürbaz oldum. Gene reflekslerim küfür halinde tepkimeye başladı. Mesela yurt dışındayken de yabancı dilde küfür etmeye gayret ediyorum. Mesela geçen gün Viyana’da Fikke fikke, arşloh diye bağırdım kafamı dükkan kapısına geçirdiğimde (bütün bildiğim Almanca kelimeler bunlar.) Mesela İnginizce’nin yaygın olduğu yerlerde Fak yu diye de sinirlenebiliyorum. Bunda sanıyorum gençlik çağlarımda My Name is Engin Koç’un da etkisi büyük.

Sevgili dinleyici artı çeşitli okurlarımız, dediğim gibi; bu aralar küfürü fazlalaştırdığım için tıpkı kızartma yemeyi kesmek gibi, karbonhidratı ve şekeri azaltmak gibi, küfür etmeye bir kota getirmeyi düşünüyorum. Ama bunu hemen beklemeyin çünkü şimdi biz bağımsız radyoyu yeni kurduk ya, biraz buldumcuk delisi oldum. Düşünsenize, 25 yıldır neredeyse yayıncıyım, böyle kendimi rahat rahat skim sokumlu ilk kez yayın hayatımda görüyorum ve çok hoşuma gitti.

Az durun, bir iki haftaya keseceğim küfürü. Çünkü enişteniz yanımda muhallebi çocuğu gibi kalmaya başladı, ben de beyimin yanında acık hanfendü durmak istiyorum muğa.

Yazıya yorum yazmayın, sinirlenebilirim.