Merhaba,

Hayatta en büyük mürşit turşucu Hurşit diye diye bu hallere geldik. Az kaldı kim olduğumuzu unutmaya.

Zamanında rahmetli Hakkı Devrim ile bir röportajımızda aile jargonlarının ne kadar önemli olduğunu anlatmıştı.

Aileler soluyor, yavaş yavaş lokomotifin önündekiler gidiyor, arkasındakiler de gidenler kadar diline, jargonuna sahip çıkamıyor. Varsa yoksa köşeyi dönme, parsayı toparlama derdine düşebiliyor geride kalan deyyusların bazıları.

Bu şahane değerler teker teker gitmeden, bizler, henüz o güzel atlara binip gitmeden istedik ki, ailelerimizden kalan gönül tellerimizi tınılatacak, anlatımlarımızdaki ince gedikleri kapatacak terimleri, deyimleri toplayalım ve ufak ufak kullanarak yokolmasını önleyelim. Çünkü her aileden geçen bir makaracı dede, nine vardır ve bizlere bıraktıkları anlatım ve mizah miraslarının hakkını verelim. Çünkü insan hayatın öyle bir yerine geliyor ki, elindeki en büyük zenginliğin aslında bu bırakılan mizah olduğunu kavrıyor. İşte bu kavrama anları aynı zamanda kendini en kıymetli hissettiğin, ceddini yadedip genlerinle barışıp ülen iyi ki ben ben olmuşum dediğin çok kıymetli anlar.

İte bu anları köpürtelim istedik.

Dilerseniz, bugünden itibaren Karavan aile jargonumuzu oluşturalım.

Mesela ben rahmetli annem ve anneannemin terimleri ve deyimleriyle başlayayım:

Çerlemek: Gebermek, sıçmak, altına sıçmak, osurmak.

Deh!: Çok saçma bir şey karşısında yapılan ünlem. Aşırı saçma bulunduhunda ise deh uzatılıp “Deeeeeeeeeehhh” şeklinde bir yeri hafif ağrıyor gibi bir tonlama yapılır.

Çerleyesice: Geberesice.

Depüstü dikilmek: Tepe üstü düşmek, bir şeyi geri dönüşü olmayacak şekilde yanlış yapmak.

Melemez: Anlayışı kıt, halsiz, mizahtan anlamaz, yapılan espriye tepkisiz, mimiksiz ve sevimsiz kimse.

Bal yapmaz arı: Hay haşem içinde (harıl harıl) çalışan ancak yaptıkları bir boka yaramayan beceriksiz kimse.

Ağzaa vereler: Ağzına ossuralar (günümüzde bu halk arasında müstehcen bir halde ve değişik şekillerde kullanılmaktadır.)

Ağzaa yığalar: Ağzına sıçalar.

Veeeeğğğhhhh: Gariban bulunan kimselere söylenen bir ünlem.

Hıllik: Eski püskü, dandik, yaralanıp berelenmiş. (Bunu halet-i ruhiyemiz için de kullanabiliriz: “Bugün kendimi çok hıllik hissediyorum” gibi.

Gicişleme: Tatlı tatlı kaşıntı.

Dili gicişleme: Dedikodusu gelme.

Çocuk gicişir: Dayak istiyor.

Elin gicişmesi: Birini tokatlama isteği.

Kudumsuz: Uğursuz

Yezidibidin: Yaramaz, kavgacı, haylaz çocuklara söylenir.

Yangabuz: Gecimsiz, kavga cikarmaya calisan, bokuyla kavga eden kimse.

Eşeğin büyüğü handa kalmış: işin kolayını yapıp, zorunun kalması

Ayran geven: Yavaş yiyen, uyuşuk kimse.

Sekiz kapıya dokuz çomak sallamak: Yetişemeyeceği kadar çok iş planlamaya kalkmak, çok sayıda işe girişmek.

Ihmamak: İflah olmamak, usanmamak. Cümle içinde;  Daha da ıhmadı garibim. ( Ihmak fiili dövenin çökmesi, oturması anlamına geliyor.

Önünden gidiyom süsüyon, arkadan gidiyom tepiyon: Burada ergen kişi, kontrolü güç olan boynuzlu küçük ya da büyükbaş bir hayvana benzetilmektedir. Baba ne yapacağını şaşırdığı, bir türlü uzlaşma yolu bulamadığı zamanlarda bu cümleyi kurar. Ergende kısa süreli bir vicdan ve hak verme durumu uyandırabilir.

Bırkalamak: Karıştırmak, bir aleti nasıl kullanacağını bilmeden kurcalamak. Cümle içinde ; Bilmiyorsan bırkalama. İkinci anlamı elle muayenedir. Cümle içinde;  Doktor bırkaladı bırkaladı bir şey bulamadı.

Farımak: Usanmak, tükenmek. Cümle içinde;  Farıdım gittim anam! (Özellikle büyük temizliklerden -Ayça’nın yaptığı temizliklikler gibi-sonra). * ‘Farımaz da deli gönül farımaz’ diye bir türkü duyduğumda neden bahsettiğini anlayıp çok mutlu olmuştum.)

Çimil çimil etmek: Vücudun belli bir yerinin karıncalanması ya da uyuşması anlamında kullanılır. İçinin çimil çimil etmesi ise bir heyecan, bir kıpırtı duymak anlamında kullanılır.

Arık: Zayıf, ince ya da yapısı gereği kilo alamayan.

Nane yağcı: Gereğinden fazla gırtlak namesi yapan, ne dediği anlaşılmayan kötü şarkıcıya denir. ( Bunu büyüyünce merak ettim ve sordum. Eskiden mahalle aralarında bitkisel yağ satıcıları gezermiş. Genellikle naaanaaneeeee gibi tuhaf bir şekilde bağırarak dikkat çekmeye çalışırmış, anlamı ordan geliyor.

Kulak lapırdatmak : Dinlememek, duymazdan gelmek. ( Yine hayvana atıfta bulunuluyor.)

Kakavan : Durgun akıllı, angut kimse.

Kelebekli koyun : Sık sık ‘öhü öhü’ şeklinde kısık kısık öksüren, boğazını temizleme ihtiyacı duyan kimse. Cümle içinde : Yapma şöyle kelebekli koyun gibi.

Cin cücüğü  : Küçük fikirler üreten, pratik zekalı ama tam da cin olamayan.

Baynanmak: Acelesi olan kimse tarafından söylenir… İşi ağırdan alan, ağır kanlı kimselere söylenen nadide bir söz.  “Abe eyyy baynanma” nidalarının kulakları çınlattığı görülmüştür Trakya  köylerinde…

Arkadaşlar şimdilik bunlar.

Bu projemizin daha da yayılması ve aile jargonlarımızı yaşatmamız gerekir. Bize bu yazının altına sizin ailenize ait terimleri ve deyimleri yazığ açıklamalarını da yanına yazın, çok yakında üstte “Karavantoloji” butonu oluturup bu kelimeleri anonim olarak hayata katacağız.

Hadi yavrum. Her şeyi Karavan’dan beklemeyin.