Gitar soloları rock müziğin vazgeçilmez en önemli öğelerinden. Hatta bazı şarkılardaki sololar, parçaların meşhur olmasında en büyük pay sahibiler. Bazen gitar sololar da şarkıya hüzün eklemekte görevli. Şarkıların ortalarında sound ve sözlerin yarattığı hüzünlü atmosferi zenginleştirmek adına kullanılırken, gitar solosuyla başlayanlarda şarkının havasını baştan hüzünlü hale getirme görevini yerine getiriyorlar. İşte bu yazımda, bugüne kadar dikkatimi çekmiş önemli hüzünlü gitar sololarına değineceğim.

Öncelikle şarkının başında yer alan hüzünlü gitar sololarından başlamak istiyorum. Led Zeppelin‘in 1970 çıkışlı Led Zeppelin III albümünde yer alan Since I’ve Been Loving You, şarkının girişinden itibaren atmosfere hüzün çökertmektedir. Grubun gitaristi Jimmy Page yavaş başladığı blues solosunun tansiyonunu ardından epey yükseltir. Robert Plant‘in vokalinin girmesiyle sakinleşen gitar, solistin yüksek oktavlara çıkmasıyla eşliğe geçmektedir. Sözler bir kız yüzünden aklını kaybetmeyi tasvir ederken, gitar solosu da aklını kaybetmek üzereyi tarif eder gibidir.

Gary Moore‘un en meşhur şarkısı Still Got The Blues da çok çarpıcı bir gitar solosuyla başlamaktadır. Hatta şarkıyı bilen herkes bu soloyu duyunca, kolaylıkla şarkı tanıyabilmektedir. Tür olarak blues/rock olarak tanımlanabilecek bu parça, aynı zamanda 1990 yılında Gary Moore‘un çıkarmış olduğu albüme ismini de vermektedir. Depresyonlu gecelerin fon müziği olarak kabul edilebilecek bu şarkı, Gary Moore solosuyla başlamaktadır. Ardından uzun süre önce kaybedilmiş sevgilinin yokluğuna duyulan özlemi anlatan sözler girmekte ve solo zaman zaman eşlik etmektedir. Şarkının sonu da girişi gibi soloyla bitmektedir. Aslında solo kulaklara kolaymış gibi gelebilir, fakat ton hakimiyeti ve tuşe açısından bu solonun hakkını vermek oldukça zordur. Zaten bu ayarlamaları Gary Moore yapabildiği için bu şarkı kült bir hale dönüşmüştür. Bir sürü slow şarkı listesinin vazgeçilmesi olan Still Got The Blues‘un meşhur olması karmaşık olmayan, ama çok vurucu olan hüzünlü gitar solosuna borçludur.

Dire Straits‘in 1985 yılında çıkarmış olduğu efsanevi albüme ismini vermiş Brother In Arms şarkısı, içerisinde gök gürültüsü ses efektleri barındıran kısa bir keyboard melodisiyle başlamakta, ardından grubun marka değeri taşıyan sololarından biri duyulmaktadır.. Genellikle Fender Stratocaster kullanan Mark Knopfler bu parçadaki sololar için Gibson Les Paul modelini kullanmıştır. Savaşı eleştiren ve askerde omuz omuza savaşanların dostluğunu irdeleyen şarkıda eleştiri dozu resmen Mark Knopfler‘ın sololarıyla artmaktadır. Hedef aldığı esas savaş, İngiltere’nin Arjantin’e karşı açtığı Falkland Savaşı’dır. Ciddi sayıda rock müzisyenini etkilemiş bir parçadır.

Pink Floyd‘un Wish You Were Here albümünü açan Shine On You Crazy Diamond şarkısında 2 dakikalık synthesizer, harmond org ve glass harp üçlüsünden oluşan girişin ardından David Gilmour‘un aşırı hisli gitar solosu başlamaktadır. Stüdyoda bu soloyu duyan Roger Waters, grubun ilk lideri ve uyuşturucu yüzünden çalışamaz hale gelmesi yüzünden müzik hayatı sona ermiş eski arkadaşı ve Pink Floyd‘un ilk lideri Syd Barrett hakkında sözler yazmaya başlamıştır. David Gilmour‘un solosu ilerleyen dakikalarda diğer enstrümanlarla flört etmeye başlar, ancak esas hüzünü veren öğe olmuştur. Her ne kadar Roger Waters‘ın Syd Barrett‘ın ismini vermeden yaptığı tarif mükemmel ve hüzünlü olsa da, gitar solosu duyguyu tamamlamakta çok önemlidir. Progressive rock dinleyicileri adına, en önemli hüzün öğelerinden biridir.

Chris Rea‘nın 1992 yılında çıkardığı God’s Great Banana Skin albümünün açılış şarkısı Nothing To Fear, oldukça hüzünlü bir gitar solosuyla başlamaktadır. Müzisyenin soloları atarken sık sık kullandığı slide tekniği (sol elin herhangi bir parmağına takılan metal ya da camdan bir silindirle çalınan, gitarın seslerini uzatan bir gitar tekniği) burada da vardır. Şahsen bu gitar solosu radyomuzdaki Zaman Tüneli programımda konuşurken fonda çalıp, üzerine konuşup asla harcayamacağım bir giriştir. Sözler girdikten sonra sakinleşen gitar, sonlarına doğru bir kere daha parlar. Şarkının sözleri yoruma açık ve dramatik olup olmadığı tartışılabilecekken, gitar solonun hüzünlü ve vurucu olduğu tartışmaya açık değildir.

Grup üyeleri sık sık değişen ama bu sayede kabuk değiştirerek varlığını sürdüren Deep Purple‘a 1996’da çıkan stüdyo albümü Perpendicular kayıtlarında katılan Steve Morse, bu albümde yer alan bana göre en önemli şarkıda Sometimes I Feel Like Screaming’de çok önemli bir hüzünlü soloya imza atmıştır. Ancak bu bahsettiğim solo şarkının başında yer almamaktadır. Ian Gillian kaybettiği eski sevgilisine ulaşamamın duyurduğu hüzün yüzünden bazen bağırmak istediğini anlatan sözleri vokaliyle sarf ederken, şarkının ortasında giren Steve Morse‘un gitar solosu şarkının atmosferini dah  dramatik hale getirmektedir. Grubun 90’lı yılllarda kaydettikleri arasında en çok bu parçanın sivrilmesinde, şüphesiz Steve Morse‘un gitar performansı önemli rolü vardır. Bu sayede hayranlar tarafından çabuk kabul görmüştür.

Şarkının ortasında giren bir hüzünlü solo da Sting ile Eric Clapton‘ın ortak yapımı olan, 1992 yılında çıkan Lethal Weapon 3 filmi için kaydettikleri It’s Probably Me parçasının içinde bulunmaktadır. Meşhur çakmak efektiyle başlayan şarkı aslında akustik gitar tabanlıdır. Sting söylerken, Eric Clapton akustik gitar çalmaktadır. Sözleri Lethal Weapon serisinde Mel Gibson’ın oynadığı Riggs karakteriyle, Danny Glover’ın oynadığı Murtaugh karakterinin arasındaki ilişkiyi tasvir etmektedir. Aile babası olan Murtaugh’a karşın, Riggs eşini kaybetmiş uçlarda yaşayan bir polistir. Ama bir şekilde frekansları tutar ve beraber çalışmaya başlarlar. İşte bu şarkı inişli çıkış arkadaşlıklarına değinirken, işin hüzünlü yanına gitar solosu değinir. Akustik giden şarkı bir anda tempo değiştirir ve Eric Clapton‘ın duygulu gitar solosu girer. Şarkının sözlerini anlamadan dinleyenleri bile bu solo hüzne boğacaktır.

It’s Probably Me gibi şarkının ana yapısının çok değiştiği ve parçanın ortasında girerek şarkıyı iyice dramatikleştiren bir solonun da Guns N’ Roses‘ın meşhur baladı November Rain‘de olduğunu söyleyebilirim. Bu parça grubun 1991 yılında çıkarmış olduğu Use Your Illusion I isimli albümünün içerisinde yer almaktadır. Axl Roses iki sevgilinin zamanla farklı kafa yapılarına bürünmesine ve bunun ilişkiyi bitirme noktasına getirdiğine, ancak farklılıkların aşılmasının zorunlu olduğunu tarif eden sözleri söylemektedir. Slash de solosuyla atmosferi iyice hüzünlü hale getirmektedir. Sanki sözlerin gitara dökülmüş halini çalmaktadır. Hatta aynı solonun benzerinin ikinci kez de şarkıda duyulacaktır. İlk solo ikincisine göre daha uzun ve daha derindir. Ama ikincisi de epey yürek burkar.

Kısacası, beni çok etkileyen ve rock dünyasındaki dinleyicileri hüzne gitar sololarına değindim. Elbette bu şarkıların dışında da insanları hüzne boğan gitar soloları vardır, ancak bu konu başlığında ben kendi aklıma gelenlerini sıraladım. Sanırım yukarıdaki sololardan en çok hakkı yenen Chris Rea‘nın Nothing To Fear içerisindeki solosudur.