Ubuntuyu linux versiyonlarından birinin adı olarak hepimiz biliyoruz fakat bu işletim sistemine adını veren ubuntu kelimesi meğerse kadim bir kelimeymiş.

Batılı bir antoplog Afrika’da çocuklara bir oyun öğretmiş. Bir ağacın üzerine meyveler koymuş ; aynı anda koşmaya başlayın ağacın üzerine ilk çıkan ödülü kazanmış olur demiş. Sonra oyun başlamış ; çocuklar beklendiği gibi bir birlerini geçmeye çalışmak yerine el ele tutuşup ağaca doğru yürümüşler; meyveleri hep birlikte alıp hep birlikte yemişler.Antropolog şaşırmış ve sormuş ; çocuklardan Ubuntu yaptık yanıtını almış.Ubuntu nedir? diye araştırmışlar; meğer Ubuntu çok kadim bir felsefeymiş. Araştırıldıkça öğrenilmiş ki bu felsefenin özünde “Ben; ben olduğum için sen sensin” düşüncesi yatıyormuş.

 

Bu Cümle aynı zamanda Sen; sen olduğun için ben benim anlamına da gelir.Kendimizi gerçekleştirmemiz toplumumuzu da gerçekleştirmemiz anlamına geliyor olabilir.Belki de birbirimizin gözünü oymak yerine Ubuntunun ruhuna sarılıp oyulmuş kaşları gözleri tedavi etme zamanı gelmiştir.Afrikalı düşünür Desmond Tutu insanların kadim yaraları Afrika’da açıldı ; Afrika’da sarılacaktır diyerek bizi Ubuntuya davet ediyor.

 

 

Ubuntu Dünyayı Kurtarır mı?

İyi insanlar; biz iyiler neden birleşemiyoruz diye soruyorlar; Çünkü kötülerin yöntemlerini kullanıyoruz. Bir başkan, bir yazman, bir saymana ihtiyaç duyuyoruz. Sonrasında kötülerin her şeyi üzerimize yapışıyor yalanları, hiyerarşileri, küçümsemeleri. Biz iyiler olarak birleşemeyiz çünkü birleşme bir topluluk kurma dediğimizde aklımıza bu hiyerarşik yapılar geliyor. Şimdilerde yatay hiyerarşi gibi terimler telaffuz edilmeye başlıyor. Jack Presco diye bir adam çıkıp kendi kendine yetebilecek dışarıya hiç zarar vermeyecek herkesin eşit olduğu şehirler tasarlıyor. bknz : Venüs Projesi

Aslında gelecek; güzel şeyler vaat ediyor ama biz güzel şeyler hemen olsun istiyoruz. Bunu gerçekten istiyorsak özümüzde; kötülerin silahlarına hiç benzemeyen iyilik silahını ortaya çıkarmalıyız. Aslına bakarsanız henüz onların kelimelerini kullanmadan konuşamıyoruz bile “silah” kelimesi dikkatinizi çekmiştir yine de gelecekten umudu yitirmemek lazım.

Bu satırları yazdığım sırada Jack Presco ölmüş. Bu umudumuzu yitirmemize değil umut bulmamıza neden olmalı ; Çünkü bir adam bu amaç uğrunda yaşadı ve bu amaç uğrunda öldü.
Onun ağzından hayallerini birkez daha dinleyelim ;

 

 

Sizce de artık el ele tutuşup dünyanın elmalarını eşit şekilde paylaşma zamanı gelmedi mi ?

Dünyanın değerini bilmemiz için buzulların erimesi , depremlerin yıkması , sellerin basması mı gerekli ?

“Cehennem başkalarıdır” demişti ya Sartre ; Cennet de başkaları olabilir mi ?

Kafamda böyle sorular, Ubuntuyu düşünüyorum.