Kore’de  geçenlerde durma  yarışması  düzenlendi , birçok yerde de bunun haberi  Kore’de  durma  sporu diye yayınlandı.Durmanın bir akıma dönüşeceği de yazıyordu. Haberin ayrıntılarına  buradan ulaşabilirsiniz.

Bu haber  bana bir Kızılderili hikayesini hatırlattı , acaba dedim acaba biz de sonunda ruhumuza kavuşabilecek miyiz ; nasıl mı , ne alaka değil mi ,  önce  hikayeyi  anlatmalıydım tabii.

Genç bir Kızılderili ilk defa toplulukla  av  ve keşif gezisine  çıkmış , topluluk  atlarıyla  o  kadar  hızlı  koşmuş ki  çocuk  hep  geride  kalmış  ,  zar  zor topluluğa  yetişebilmiş  , koşmuşlar koşmuşlar koşmuşlar,

Sonra birden durmuşlar  ;  uzun süre durmuş , ses çıkarmadan oturmuşlar , genç de ses çıkaramamış  düzeni  bozmamak  için ama  bu  sessizlik eylemi biter bitmez en yakınındaki kişiye sormuş.

– Tamam hızlı  koşmayı  anlayabilirim ama sonra neden durduk ?

-Hızlı koştuk  çünkü  en hızlı  kabile biziz , durduk çünkü o kadar hızlıydık ki ruhumuzu bile geride bıraktık, Durduk; ruhumuzu bekledik.

İşte alakası  bu ; insanoğlunun hikayesi tersine bir pinokyo hikayesine dönmeye başlamıştı bu hızdan dolayı. Ruhu , etten kemikten bedeni olan insanlar ; odundan kuklalara dönüşmeye başlamıştı.Durur beklersek ruhumuzu geri kazanabilir miyiz?

Bilinmez; evren devinirken biz durursak ne olur . Koskoca saatin dişlilerinin arasına çomak mı sokmak olur yoksa bu? Bence durmak da bir devrim olabilir. Gerçi devinim devrimdir derler ama zaman çok hızlandı , insanlar çok hızlandı, bir yerde durmalı. Baudrillard’ın dediği gibi mutlak kuzeyde her yön güneydir. Yani  insanlar ulaşabildiklerinin de ötesini isterler ama ötesinde gerçekten ötesi var mıdır?

Bir milyon dolarınız varsa iki milyon dolar istersiniz, 1 milyar dolarınız varsa iki milyar dolar istersiniz . Bir milyon dolarınız olduğunda mutlu olursunuz ; 2 milyon dolarınız olduğunda 2 kat mutlu olur musunuz ? peki ya Bill Gates gibi 30 Milyar dolarınız olsaydı ; dünyanın en mutlu insanı siz mi olurdunuz? Bunu bir durup düşünmek lazım , önce durmak sonra da düşünmek.

Durmalı çünkü ; Hayat  varılan bir yer değil  gidilen bir yoldur ,  bazen bunu unutup da bir yerler  varma  çabasıyla  tüm gücümüzle  koşuyoruz ve arkamız da ruhumuz dahil nelerimizi bırakıyoruz nelerimizi. Belki de durmalı yolu anlamalı yolla bir olmak için çabalamalı , yolla yolcu ilişkisini çözmek üzerine efor sarf etmeliyiz.

Siz ne dersiniz belki durmak o kadar da durağan birşey değildir.