– Bu aralar çok duyduğumuz Dunning Kruger Sendromu nedir?

Uzman Psikolog Pınar Or anlatıyor…

Justin Kruger ve David Dunning adlı iki psikoloğun ortaya attığı bir teori Dunning Kruger sendromu. Biz bu sendroma “cahil cesareti” diyoruz. Journal of Personality and Social Psychology’nin Aralık-99 sayısında yayımlanan teori özetle şunu söylemekte:

“Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır.” 

 Bu teorinin ulaştığı sonuçlar şunlar: 

 Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.

* Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.

* Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler. 

* Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

 – Bu sendrom doğuştan mıdır zamanla mı gelişir?

 Bu sendrom zamanla gelişen bir durumdur. Özellikle yetiştirme tarzı çok etkilidir. Özellikle kültürümüzde anneler çocuklarını yetiştirirken çocuklarının sahip olmadıkları özellikleri onlara varmış gibi hissettirmekteler. “Benim paşa oğlum”, “Dünyanın en kızı”, “Ben oğlum herkesten daha akıllıdır”, “Benim oğlumun yapamayacağı hiçbir şey yoktur” gibi sözlerle büyüyen çocuklar kendilerine doğru ve gerçek bir benlik imajı yaratamazlar. Sandıkları kişi rolünü oynamaya programlanırlar. Ama bazen de bunun tam tersi gerçekleşir. Ebeveynlerinin yanında yetersiz hisseden çocuk gerçek dünyaya çıktığında ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar başarılı olursa olsun, o yetersizlik duyguları onun peşini bırakmaz. Toplantılarda konuşmaya cesaret edememek, kendini ortaya koyamamak, hak ettiği pozisyonun altında çalıştığı halde bununla ilgili aksiyon almamak gibi davranışlar gösterir.

 – Bu sendromdan mustarip kişileri nasıl tanırız?

 Bu kişiler sizde sezgisel olarak “gerçek değil” duygusu yaratır.  Kendileriyle ilgili farkındalıklarıdüşüktür. Şişirilmiş bir egoya sahiptirler. Eğer siz farkındalığı yüksek ve özdeğer duygusuna sahipseniz bu kişileri hemen fark edersiniz ve sizde çok fazla etki uyandırmazlar. Fakat siz özdeğer, özsaygı duyguları düşük bir kişiyseniz bu kişiler sizde hayranlık uyandırabilir. Sizi etkileyebilir. Sizde rahatsızlık hissi uyandırabilir. 

 – Bu sendromdan mustarip kişiler çok can sıkıcı olabiliyor. Onları kırmamak için nasıl davranmalı?

Sizin kendinizle ilgili düşünceleriniz olumluysa zaten bu tip kişiler sizi etkileyemeyecektir. Onları kırmamak gibi bir düşünce barındırmak zaten gerekli değildir. Karşınızdaki kişi zaten kendi algı kapasitesine göre sizi anlayacaktır. Bu tip kişilerin de farkındalıkları düşük olduğu için onlara kendileriyle ilgili geribildirim vermek çok faydalı olmayacaktır. Tabi kendi sizden bir yorum veya geribildirim isterse, fikrinizi öğrenmek istediğini ifade ederse o zaman durum değişir. Ama bu tip kişiler size bir şey sormadığı sürece, onları düzeltmeye çalışmak sizin sinirinizi bozmaktan başka bir işe yaramaz. 

 – Bu tür kişiler zaman zaman yüksek mertebelere çıkabiliyorlar mesleki anlamda. Bu nasıl oluyor?

Bizim ülkemizde bu pek de zor değil. Torpil, tanıdık faktörü önemli bir etken. Ama bir kişi hak etmediği bir konumda kalıyorsa ve o işin gereklerini yerine getiremiyorsa mutlaka bir şekilde bu kişi etkilenir. Bu kadar ani yaşanan kalp krizleri, bir anda çıkan kanserli hücreler (sözüm ona bir anda) aslında kişinin kendinin yerini bulamadığı yerlerde barınmasından olur. İster buna işyeri pozisyonu deyin, ister aile içi bir pozisyon değil eğer puzzle’da doğru yerde değilsek beden ve ruh bunu seziyor. Ve bedensel ve ruhsal hastalıklarla bunu bize söylüyor. Mühim olan bedeni ve ruhu duyabilmek, dinleyebilmek ve anlayabilmek…

 

Klinik Psikolog Pınar OR