Müzik dünyası bu sefer 20 Temmuz’da Linkin Park‘ın solisti Chester Bennington‘ın ölümüyle sarsıldı. Kendini asarak intihar eden müzisyenin başı alkol ve uyuşturucuyla dertteydi. Yakın arkadaşı Chris Cornell da benzer problemlere boğuşmakta olup, 18 Mayıs’ta aynı şekilde kendi hayatına son vermişti. İşin ilginç yanı Chester Bennington‘ın arkadaşının cenazesinde Hallelujah şarkısını seslendirirken çok üzgün olduğu gözlerden kaçmamıştı. Ancak kendisi de aynı şekilde intihar ederek benzer bir üzüntüye sebebiyet verdi. Şahsen Linkin Park‘ın büyük bir hayranı olmasam da Chester Bennington‘a büyük saygım var. Şimdi bu yazımı biraz saygı niteliğinde ona ayırmak istiyorum.

Chester Bennington 2o Mart 1976 doğumluydu. Babası Phoenix şehrinde polis detektifi, annesi de hemşireydi ve ebeveynleri Chester Bennington 11 yaşındayken boşanmışlardı. Lise yıllarında uyuşturucuyla hafiften başı derde girmeye başlamıştı. Bu yıllarda annesiyle yaşarken, yarı zamanlı olarak Burger King’de çalışıyordu. Uyuşturucuyla başının belaya girmesi 13 yaşında çocuk istismarına maruz kalarak, akıl sağlının zarara uğramasının bir neticesiydi. Belki de bu tahribat 41 yaşında intihar etmesine neden olacak yolun başlangıcıydı. Ancak tarihi önceden çok belirlememiş olacak ki, Chester Bennington solistliğini yapmakta olduğu Linkin Park ile 2017 Kuzey Amerika yaz turnesine hazırlanıyordu ve bu turne kendisinin ani ölümünün ardından 21 Temmuz’da doğal olarak hemen iptal edildi.

Aslında Chester Bennington müzik kariyerine Linkin Park ile başlamamıştı. Uyuşturucu problemi çok genç yaşta baş göstermişse bile, çocukluğunun en büyük hayali bir rock star olmaktı. Yani yaşadığı problemler hedefine ulaşmasına engel olamamıştı. İlk olarak 1993’te Phoenix’te yerel kabul edilebilecek Grey Daze grubuna vokalist olarak katıldı. Fakat umduğunu bu grupta bulamayarak, müzikal farklılıkların diğer üye üyelere öne sürerek Grey Daze‘den dört beş senenin sonunda ayrıldı. Los Angeles’a taşınan solist, Mark Wakefield‘dan boşalan Linkin Park‘ın solistlik koltuğuna otturdu. Böylece müzikal kariyerinin önü de açıldı. Grubun Bennington katılmadan önce çıkmış tek albümü 1997’deki Xero Sampler Tape‘ti. Ancak bu çalışma albümden daha çok bir demo kaydı olarak kabul edilmekteydi. Yani Chester Bennington ile grubun 2000 yılında çıkarmış olduğu Hybrid Theory, debut albüm olma özelliği taşıyordu. Amerika’da 10, tüm dünyada 50 milyon satan bu albüm tarz olarak rock ağırlıklı olup, içerisinde aynı zamanda rap ve elektronik müzik özelliklerini de barındırmaktaydı. Hatta tarzları rap metal olarak da tanımlandı. Chester Bennington‘ın vokalinin arkasında Mike Shinoda‘nın öfke dolu rap şeklinde söyledikleri ve Dj Joseph Hahn‘ın çalınan gitarları distopik seslere dönüştürmesi, Linkin Park‘ı son derece özel bir tarza büründürmüştü. Hybrid Theory baştan sona iyi bir albüm kabul edilirken, In The End şarkısı hayranlar tarafından kendisine çok özel bir yer edindi. 2003’te çıkardıkları ikinci stüdyo albümleri Meteora da büyük beğeni topladı. Chester Bennington da esasında bu albümle beraber vokalist olarak Linkin Park hayranlarının gönlünü fethetti. Meteora içerisindeki özellikle Numb, Somewhere I Belong, Breaking The Habbit ve Nobody Listening öne çıkan şarkılardı. Bu parçalara çekilen kliplerle, Chester Bennington sima olarak da müzik severlerin aklına iyice kazındı. Sesi de alternatif rock arenası içerisinde oldukça karakteristik, yani kolay tanınan bir hale dönüştü. 2004 yılında Linkin Park‘tan Collision Course albümü geldi. Rapçi olan Jay Z ile beraber hazırlanan bir albümdü. Ardından 2007’de Minutes To Midnight albümü geldi. Grubun hayranlarının bir kısmı bu albümü durağan bulurken, bir kısmı da Linkin Park‘ın olgunlaştığını düşünerek bu çalışmayı bağırlarına bastılar. What I’ve Done, No More Sorrow ve In Pieces dikkat çekici şarkılardı. Albümler ilerledikçe de grubun turnelerinin ölçeği büyümekteydi. Büyüyen konserlerin beklentiyi yükseltmesi Chester Bennington‘ın altından kalkamadığı bir iş olmadı. Ancak uyuşturucu ve alkol problemi bir yandan da devam ediyordu. Bu dönemdeki sorunlarını, çocukluktan gelen problemlerin sonucu olduğunu belirtiyordu. 2010’da grup A Thousand Suns albümünü sundu. Müzik dünyası tarafından cesur bir albüm olarak tanımlandı ve A Thousand Suns bir öncekine göre de daha olumlu eleştirler aldı. 2012’deyse grubun ilk iki albümüne yakın havası bulunan Living Things albümü geldi. 2014’te çıkardıkları The Hunting Party ile bu anlayışları devam etti. Grubun son stüdyo albümüyse bu yıl geldi. One More Light 19 Mayıs’ta piyasaya çıktı. Fakat bugüne kadar grubun albümlerinin aldığı en ağır eleştirileri aldı, çünkü albümün pop tarzına yakınlığı dinleyicileri rahatsız etmekteydi. Ancak grup bu eleştirilere takılmadan albümün turnesine hazırlanırken, Chester Bennington‘ın intiharıyla turne iptal edildi. Şüphesiz grubun diğer üyelerini de bu intihar halen şokundalar ve kolay kolay atlatabilecekleri bir şok olmadığı kesin. Linkin Park‘ın dağılacağı mı, yoksa yeni bir solistle devam edeceğiyse merak konusu. Ama grubun marka değerinin büyük kısmını teslim eden Chester Bennington olmadan, Linkin Park‘ın eski havasını yakalaması imkansız.

41 yaşında kaybettiğimiz Chester Bennington‘ın müzik kariyerinde enerjisini Linkin Park dışında fazla harcamadığını da söyleyebiliriz. Solo albümü bulunmayan müzisyenin, Linkin Park dışında Orgy grubunun üyeleri Amir Derakh ve Ryan Shuck ile beraber 2006 yılında Dead By Sunrise adında bir albümde yer almıştı. Bir de 2013’te solistini kaybetmiş Stone Temple Pilots grubuna, High Rise albümünde solistlik yapmıştı. Aşk hayatıyla medyada fazla adından söz ettirmeyen bir isimdi. İki kere evlenmiş ve iki eşinden toplamda 6 çocuğu bulunmaktaydı. Çocukları babalarının alkol ve uyuşturucu problemleri yüzünden endişeleniyorlardı, ama bu bilgi onun vefatından sonra kendileri tarafından medyayla paylaşıldı. Yine de bu bildirim, müzisyenin intiharına dair olan şaşkınlığı pek azaltmadı.

Sonuç olarak, müzik dünyası çok önemli bir kayıp yaşadı. Linkin Park‘ın ortalama iki üç yılda bir yeni stüdyo albümüne imza attığı düşünüldüğünde, Chester Bennington‘ın yaşaması durumunda bize sunacağı bir sürü potansiyel çalışma vardı. Ama ne yazık ki çocukluğundaki travmalar ve rock dünyasının alışılmış hızlı hayatı, onu zihinsel olarak çabuk tükettiği için hayata karşı erken pes etti. Artık Linkin Park albümlerini dinlerken onu saygıyla anmaktan başka çaremiz yok.

 

SİNAN SAN